MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, emekliliğe hak kazandığının tespitiyle, biriken aylıkların faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında diğer temyiz itirazlarının reddine
2-Dava, birikmiş aylıkların işlemiş faizi olarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL faiz tutarının davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece "davanın kısmen kabulü ile, davacının emekliliğe müracaat ettiği tarih olan 21/09/2007 tarihinden 3 ay sonra, 21/12/2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına davalı kurum tarafından aybeay yasal faiz uygulanması gerektiğinin tespitine, fazla taleplerin reddine" karar verilmiştir.
506 sayılı Yasa'nın 116. maddesi ile 5510 sayılı Yasanın 42. maddesi “Kurum, Sigortalı ve hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmünü içermektedir.
BK'nun 113. maddesine göre yazılı saklı durumlar hariç olmak üzere asıl borç ifa veya başka bir suretle sona erdiği takdirde kural olarak diğer fer’i haklar da sona erer. Ancak BK 113/2 de bu kuralın faiz yönünden ayrık durumunu düzenlemiştir. Anılan maddeye göre; talep hakkı saklı tutulan fer'i haklar (faiz hakkı gibi), asıl borç sona ermiş olsa bile sona ermez.
Somut olayda; Kurumca 01/08/2007 tarihinden itibaren bağlanan birikmiş aylık tutarının Halk Bankası aracılığı ile davacıya ödenmek üzere 18.11.2009 tarihinde gönderildiği davacı vekilinin 26.10.2009 tarihli ihtirazi kaydı içerir dilekçeyi Kuruma verdiği anlaşılmaktadır
Hal böyle olunca mahkemece, davacının ihtirazi kayıt koyarak ödemeyi kabul ettiği dikkate alınarak, ödenmeyen faiz alacakları ile ilgili 5510 sayılı Yasanın 42. maddesinde (506 sayılı Yasa'nın 116. Maddesi) öngörülen süre de nazara alınmak suretiyle işleyecek faiz alacağına hak kazandığına dair verilen karar doğrudur. Ancak aktüerya uzmanı bilirkişi aracılığıyla davacının, somut olayda hak kazandığı faiz alacağı hesaplanarak, hak ettiği faiz miktarı belirlendikten sonra infazda tereddüt yaratmayacak şekilde hüküm kurulması gerekirken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesine aykırı biçimde infazda tereddüt uyandıracak şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,07.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy