MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 01/09/2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının davalı Kurum'a Bağ-Kur sigortalılığı nedeni ile borçlu olmadığının tespiti ile 01.09.2008 tarihinden itibaren 506 sayılı yasa uyarınca yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile, 30/08/2008 tarihinde başvuruya istinaden 01/09/2008 tarihinden itibaren davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin, davalı kuruma borçlu olmadığına ve muarazanın bu şekilde giderilmesine, kabulüne karar verilmiştir.
Dosyaki kayıt ve belgelerden; davacının çay ocağı işletmeciliğinden 10.02.1982-16.04.1982 tarihlerinde, nakliye ve pazarcılık işinden ötürü 15.11.1984- 31.13.1997, 19.07.1999-devam eder şekilde vergi kayıtlarının bulunduğu, Kurum'a 07.05.2003 tarihinde intikal eden Bağ-Kur işe giriş bildirgesine istinaden tescilin 04.10.2000'de yapıldığı; ancak 15.11.1984-31.13.1997 tarih aralığındaki vergi kayıtları için borçlanılıp, 19.07.1999-04.10.2000 arası vergi borçlanması yapılmadığı, bu nedenle de Kurumca borçlanılıp ve ödemesi yapılan 15.11.1984-31.13.1997 tarih aralığındaki sigortalılığının da iptal edildiği, davacının 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmalarının 1976 yılında 4gün, 1977 yılında 2 gün, 01.02.2005-29.08.2008 tarih aralığında ise 1289 gün olduğu, 30.08.2008 tarihi itibariyle aylık tahsis talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık 01.02.2005 tarihinden sonraki Bağ-Kur sigortalılığı ile birlikte 01.02.2005- 29.08.2008 tarih aralığındaki aralıklı SSK'na tabi hizmet akdine dayalı çalışmalar sonucundaki sigortalılıkların çakışmasında toplanmaktadır.
"Çakışan sigortalılık sorununu" gerek 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve gerekse 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp sigortalının önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya
çalışmışlardır. Yasal sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerekir. 506 sayılı Yasanın 3. maddesinin I. ( F ) bendinde "Kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların" ( K ) bendinde ise, "Herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların" sigortalı sayılmayacağı" belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 Sayılı Bağ-Kur Kanunu'nun 24. maddesinin I. ve II. Fıkralarında da bir kimsenin Bağ-Kur kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında. başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp, önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır. (29.06.2005 gün ve 2005/21-389E, 2005/430K Sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı da aynı yöndedir.)
Somut olayda, önceden başlayıp devam eden sigortalılık Esnaf Bağ-Kur sigortalılığı olmasına rağmen 01.02.2005 tarihinden sonra çakışan 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılığa üstünlük tanınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş; davacının 01.02.2005 tarihinden önce başlayan sigortalılığı Esnaf Bağ-Kur sigortalılığı olduğundan, bu tarihten sonra Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olduğu kabul edilerek, yaşlılık aylığı şartları da buna göre değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy