MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 09/04/2001 - 05/11/2005 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 17/12/2006-10/11/2009 tarihleri arasında davalı nezdinde kesintisiz çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, 17/12/2006-10/11/2009 tarihleri arası davalı nezdinde çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile varılmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına işe giriş bildirgesinin verilmediği, davalı tarafından herhangi bir bildirim yapılmadığı, davacının gösterdiği tanıklar kısmi bordro tanıkları olup, fiili çalışmayı doğruladıkları, davalının gösterdiği bordro tanıkları ise, davacının 2009 yılında çalışmaya başladığını ve üç- dört kez giriş çıkış yaptığını beyan ettikleri, alınan bilirkişi raporunda davacının 17/12/2006-10/11/2009 tarihleri arası kesintisiz çalıştığı kanaatinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının 17/12/2006-10/11/2009 tarihleri arasında davalı nezdinde kesintisiz çalışıp çalışmadığı noktasında çıkmaktadır. Hizmet tespiti davasının kamu düzenine ilişkin olduğu dikkate alınarak, dönem bordrolarının getirtilip bordro tanıklarının mahkemece resen tespit edilip dinlenmediği, dinlenen tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu, bu çelişkilerin giderilmediği ve böylece çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş, öncelikle uyuşmazlık konusu dönemi kapsayacak şekilde dönem bordrolarını getirtmek ve bordro tanıklarını resen tespit edip dinlemek, tanık beyanları arasındaki çelişkileri gidermek, gerek görüldüğü takdirde Kurumdan sorulmak suretiyle veya ayrıntılı zabıta araştırması ile tespit edilecek komşu işyerlerinin işverenleri veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarının beyanlarına başvurmak, komşu işyeri tanıklarının çalışma süresini tereddütsüz belirlemek amacıyla gerek görüldüğü takdirde hizmet döküm cetvellerini getirtmek, davacıya yapılan ücret ödemeleriyle ilgili belgelerini istemek ve davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Öte yandan, hüküm fıkrasında çalışmanın bitiş tarihinde maddi hata yapılarak 10/11/2009 yerine 20/11/2009 tarihinin yazılmasıda hatalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ...'ya iadesine, 04/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy