MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, 01/11/2000 tarihinden itibaren çakışan 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, 1.11.2000 tarihinden itibaren 5510 sayılı Yasanın 4/a maddesi kapsamında sigortalı olarak çalışan davacının aynı dönemde çakışan 1479 sayılı Yasa kapsamındaki Esnaf Bağ-Kur sigortalılığının iptali ile bu sigortalılığa ilişkin pirim borcunun bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulü ile davacının 1.11.2000 -11.12.2010 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunu tespiti ile çakışan 1479 sayılı Yasa kapsamındaki Esnaf Bağ-Kur sigortalılığının iptaline karar verilmiştir.
Dosyada içeriğinden;Davacının 1.10.1982 tarihinde SSK kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başladığı aralıklarla süren çalışmasının 3.1.2000 tarihinde sona ermesinden sonra Sasu Kundura Sanayii Kollektif Şirketi ortaklığı nedeniyle 12.3.1986 tarihinde başlayan ve halen devam eden vergi kaydından dolayı 4.10.2000 tarihinden geçerli olmak üzere 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak tesçil edildiği yine ... İnşaat Elektrik Limited Şirketi ortaklığı dolayısıyla 26.2.2002 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı sayıldığı davacının Kollektif şirket ortaklığı dolayısıyla 4.10.2000 tarihinde başlatılan Esnaf Bağ-Kur sigortalılığı devam ederken 1.11.2000 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamında çalışmaya başladığı ve bu çalışmasının her yıl olmak üzere 2011 tarihine kadar devam ettiği , 4.10.2000 tarihinde başlayah sigortalılığı dolayısıyla 6.10.2003-19.12.2003 tarihlire arasında prim ödemelerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda ,davacının 1.11.2000 tarihinde başlayan 506 sayılı Yasa'ya tabi sigortalılığı ile 4.10.2000 tarihinde başlayıp kesintisiz devam eden esnaf Bağ-Kur sigortalılığı ile çakışmaktadır.
Uyuşmazlık; 506 sayılı Yasa'ya tabi sigortalılık ile esnaf Bağ-Kur sigortalılığının 4.10.2000 tarihinde çakışması nedeniyle hangi kurumdaki çalışmanın esas alınacağı, esnaf Bağ-Kur sigortalılığının devam edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
"Çakışan sigortalılık sorununu" gerek 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve gerekse 1479 Sayılı Bağ-Kur Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp sigortalının önceden başlayıp devam eden sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasa sistemimize göre bir kimsenin 506 sayılı Yasa kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerekir. Anılan yasanın 3. maddesinin I. ( F ) bendinde "Kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların" ( K ) bendinde ise "Herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların" sigortalı sayılmayacağı belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 Sayılı Bağ-Kur Kanunu'nun 24. maddesinin I. ve II. Fıkralarında da bir kimsenin 1479 sayılı Yasa kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır (03.10.2001 gün ve E: 2001/21-627, K: 2001/659 Sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı).
Aynı şekilde ;1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 53/1 maddesinde "Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tâbi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılacağı" bildirilmiştir. 3.02.2011 tarihli 6111 Sayılı Yasanın 33 maddesi ile değiştirilen ve 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 5510 Sayılı Yasanın sigortalılık hallerinin birleşmesi başlıklı 53/1 maddesinde ise "Sigortalının, 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çakışması halinde, öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacağı" belirtilmiş ve aynı yasanın Geçici 33 maddesinde ise "Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla yapılan değişiklikler, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten öncesi için uygulanmaz ”hükmü getirilmiş olmasına göre ihtilaflı dönem olan 4.10.2000 – 11.12.2010 tarihleri arasında 1.10.2008 tarihli 5510 sayılı Yasanın 53/1 maddesi kapsamında uygulama yapılmalı ve bu kapsamda da çakışan sigortalılıklarda daha önceden başlayan sigortalılığa değer verilmelidir. Davacının Prim ödemelerinden de 5510 sayılı Yasanın Geçici 17.maddesinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığı araştırmalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hatalı değerlendirme sonucu hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14/11/2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.