MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine, işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile davalılardan Kurum vekilleri ile ... tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının Ekim/1999-14.02.2007 tarihleri arasında davalılara ait farklı iş yerlerinde çalıştığının tespitine ve bir kısım işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının kıdem, ihbar, ücret ve yıllık ücretli izin alacaklarına yönelik taleplerinin kabulü ile, yolluk yardımı, bayram ikramiyesi, giyim yardımı, yemek yardımı ve yakacak yardımına ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
1- 6100 sayılı H.M.K'nın 297/2 maddesi “Hükmün sonuç kısmında,gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin,taleplerden her biri hakkında verilen hükümle,taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların,sıra numarası altında;açık,şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.” hükmünü içermektedir. Buna göre Mahkemelerin taleplerden herbirini karşılama yükümlülüğü vardır.
Somut olayda; 13.09.2011 tarihli kararda davacının Ekim 1999-14.02.2007 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespitine yönelik talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırılık teşkil etmektedir.
2- İşçilik alacaklarına ilişkin karar yönünden;
Davacının hizmet tespiti davası ile işçilik alacakları davasını birlikte açtığı ortadadır.
HUMK’nun 46.maddesi(6100 sayılı HMK'nın ) uyarınca yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için aralarında bağlantı bulunsa bile davaların ayrılmasına ,davanın her safhasında karar verilebilir. Yine aynı yasanın 77.maddesinde( 6100 sayılı HMK'nın )Mahkemenin yargılamayı, mümkün olduğunca hızlı ve bir düzen içerisinde seyretmesini sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir.
Hizmet tespiti davalarının yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri oluşturulup bu davalar için özel bir ispat yöntemi öngörmemiştir. Hizmet tespiti davaların niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği için yargılamasının özel bir duyarlılık ve itina ile yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihatlarındandır.
İşçilik alacağı davasına gelince; bu tür davalar 4857 sayılı Yasa'dan kaynaklanmakta olup, işçilik alacağına esas alınacak hizmet saptandıktan sonra talep edilen işçilik alacağının hesaplanması gerekir.
Bu açıklamalardan, hizmet tespiti ve işçilik alacakları davaları için izlenecek yöntem ve esas alınacak kıstaslar tamamen birbirinden farklıdır. Bu noktada her iki davanın tefrik edilmesi yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için gereklidir. Ayrı ayrı açılıp görülmeleri gerekli bu tür davaların birlikte görülmeleri bu nedenle doğru görülmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2007/21-69 Esas ve 2007/55 Karar sayılı ve 07.02.2007 tarihli kararı da bu yöndedir.
Yapılacak iş; öncelikle hizmet tespiti ile işçilik alacaklarına ilişkin davaları birbirinden tefrik ederek yargılamalarını birbirinden bağımsız olarak sonuçlandırmak ve davacının hizmet tesbiti talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle, sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ile davalı ...'na iadesine, 17.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy