MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/08/2009 - 13/10/2009 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava; davacının davalı apartman işyerinde 1.8.2009-13.10.2009 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; istek gibi istemin kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı adına davalı işyeri tarafından düzenlenmiş 6.11.2008, 14.10.2009 tarihli işe giriş bildirgelerinin kuruma verildiği ve 6.11.2008-31.7.2009, 14.10.2009-5.3.2010 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarının Kurum kayıtlarında gözüktüğü, davalı işyerinin 1.11.1995 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, nizalı dönemde verilmiş dönem ve ücret bordrolarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun ispatı konusunda, mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555,5.2.2003 gün 2003/21-35-64,15.10.2003 gün 2003/21-634-572,3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 10.11.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yeterince araştırılmadan, kat malikleri dinlenmeden davanın kabulüne karar verilmiştir. Dinlenen tanık beyanları davacının çalıştığı süreleri belirlemeye yeterli değildir.
Yapılacak iş, davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde komşu apartman kapıcıları, apartman sakinleri ve dava konusu apartmana yakın bakkal ve apartman yöneticilerini araştırıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, tanık beyanları arasındaki çelişkiyi gidermek ve davacının işe giriş ve çıkış sürelerini net belirlemek ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2,6,9 ve 79/10 maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.