MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin, davalılardan işverene ait işyerinde 20/11/1978-01/03/1979 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının murisinin 20.11.1978-1.3.1979 tarihleri arasında davalıya ait inşaat işyerinde geçen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu inşaat işyerinin yıkılmış olması ve işin kaç günde biteceğine dair keşif icra edilememesi ve dinlenen tanık beyanlarından fiili çalışma olgusunun ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79. maddesi bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, davacının murisinin nizalı dönemde çalıştığının tespitine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş ise de dosya içeriğinden, davalı işveren tarafından davacı adına düzenlenmiş 20.11.1978 tarihli işe giriş bildirgesinin iş başladıktan sonra 27.12.1978 tarihinde kuruma intikal ettirilmekle, işin devam ettiğinin anlaşıldığı, öte yandan davalı işveren tarafından dinlenen tanıklar hakkında da 20.11.1978 tarihli işe giriş bildirgelerinin Kuruma verildiği ve 10 günlük çalışmalarının Kurum kayıtlarında gözüktüğü, bu tanıkların beyanlarından davacının murisinin nizalı dönemde çalıştığının sabit olduğu gibi, bir inşaatın 10 günde bitmesi düşünülemeyeceğinden davalı işyerinin 506 sayılı Yasa kapsamında olduğu 20.11.1998-1.3.1979 tarihleri arasında fiili ve gerçek çalışma olgusunun sabit olduğu anlaşılmış olup, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ :Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
07.11.2013 gününde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy