MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01/06/2004- 30.1.2009 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma eksik kayıt ve tescil edilen çalışmaların tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, isteğin, dava ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden ,davacının 5.4.2005-10.8.2005,11.7.2007-31.1.2008 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde sigortalı çalışmalarının bulunduğu,davacı adına davalı tarafından işe giriş bildirgesi kuruma verilmediği anlaşılmaktadır..
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı, kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda dinlenen bordro tanıklarından birinin halen davalı yanında çalıştığı gibi komşu işyeri tanıklarınında dosya içeriğinden hizmet tespiti davalarında aranan niteliklere sahip tanık niteliğinde olup olmadığının anlaşılamadığı,giderek bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle re'sen inceleme ve araştırma yapılması gerektiği gözardı edilerek sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davanın nitelikçe kamu düzenine ilişkin olduğu gözönünde tutularak davalı işyerinin uyuşmazlık dönemine ait dönem bordrolarında yer alan diğer tanık ... isimli tanığın celbi ile beyanlarına başvurmak,bordro tanıklarının beyanlarının yetersiz olması durumunda bu dönemlerde çalışması bulunan komşu işyeri işverenleri ve bu işverenler tarafından çalışmaları Kuruma bildirilen kimseler zabıta marifetiyle belirlenip beyanlarına başvurularak, hizmet hususunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde ispatı için gerekli delilleri toplamak ,davacıya ait sürücü belgesi bulunup bulunmadığını bulunuyorsa hangi tarihten beri bulunduğunu tespit etmek,davacının davadışı ... davalı adına veresiye mazot alımı yaptığını belirtmesi karşısında adı geçen kişinin duruşmaya davetinin sağlanarak bu hususta ayrıntılı beyanının alınması ve tüm delillerin birlikte değerlendirilmek suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.Hukuk Genel Kurulu’nun 16.6.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün ve 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64 E.ve K. 15.10.2003 gün ve 2003/21-634-572 E. K. sayılı kararları da aynı yöndedir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 14/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.