MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, kesilen aylığının tekrar bağlanması gerektiğinin tespitiyle biriken aylıkların faiziyle tahsiline, borçlu olmadığına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava; davacının, 506 sayılı Yasa hükümleri gereğince yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tesbiti ile davalı Kurumun aylık kesme işleminin iptaline ve yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren ödenmesi gerektiğinin ve borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabülü ile, davalı Kurumun davacının aylığının kesilmesi yönündeki işleminin iptaline ve davacının kesilen aylıklarının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanarak faizi ile birlikte ödenmesi ve davacının kuruma borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmiştir.
Mahkemenin 3.11.2010 tarih, 2009/751 E., 2010/744 K. sayılı; "davanın kabulü ile Kurumun yaşlılık aylığının kesilmesi işleminin iptali ile kesilen aylıkların kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanarak faizi ile birlikte ödenmesine ve davacının Kuruma borçlu olmadığının tespitine" yönelik kararı davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dairemiz tarafından, 4.4.2011 tarih, 2010/13605 E., 2011/3093 K. sayılı ilam ile; "somut olayda, Kurum tarafından iptal edilen dönem bordrolarında çalışması Kuruma bildirilen tanık beyanı ile yetinilerek sonuca gidilmesinin doğru olmadığı, yapılacak işin davanın nitelikçe kamu düzenine ilişkin olduğu göz önünde tutularak, davacının (davalı Kurum tarafından iptaline karar verilen sürelerde) çalıştığını iddia ettiği işyerine komşu olan işyerlerini Belediye, Emniyet veya Jandarma vasıtasıyla saptamak, saptanan bu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kişilerin, başka bir anlatımla, Sosyal Güvenlik Kurumunda kayıtları olan komşu işyeri sahiplerinin veya çalışanlarının bilgilerine başvurmak, sahte olduğu davalı Kurumca kabul edilen bildirimler nedeniyle Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunup bulunulmadığı, bulunulmuş ise sonucu, ceza davası açılmış ise ceza davasının sonucu beklenilerek sonucuna göre karar vermekten ibaret olduğu" belirtilerek hüküm bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Ancak bozma ilamında belirtilen hususlar tam olarak yerine getirilmeden davanın kabulüne karar verilmiştir. 9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozma kararına uyan mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır.
Mahkemece bozmadan sonra, bozma kararında belirtilen şekilde resen tanık araştırmak yerine davacının gösterdiği tanıklar dinlenmiş, ondan sonra bu tanıkların komşu işyeri tanığı olup olmadığı araştırılmıştır.
Aynı şekilde, davacının çalışmalarının geçtiği, ... San. Tic. Ltd. Şti.’nin ortağı olan ... hakkında; Resmi Belgede Sahtecilik Suçu ile ilgili ceza soruşturması yapıldığı, ancak zamanaşımı süresi geçtiğinden Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiği, ayrıca şirket ortakları ile adına hizmet bildirilen bir kısım çalışanlar hakkında ceza davası açıldığı, İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/72 E.- 2012/123 K. sayılı dosyasında görülen davada; ... San. Tic. Ltd. Şti. yetkilileri ile çalışanların resmi belgede sahtecilik suçları ile ilgili davada zamanaşımı süresi dolduğundan davanın ortadan kaldırılmasına karar verildiği, sanıkların suçsuz görülerek beraat etmedikleri, buna göre ceza davasının ile soruşturmasının esastan değil, usulden reddedilmesi karşısında işyerinin faaliyeti ve davacının çalışmaları ile ilgili ayrıntılı araştırma yapılarak karar verilmesi gerekirken ayrıntılı araştırma yapılmadığı görülmüştür.
Uyuşmazlık, davalı Kurum tarafından iptaline karar verilen hizmet sürelerinin fiili ve gerçek olduğunun, başka bir anlatımla; davacının 10.05.1997 - 30.06.2001 ve 01.06.2004 - 30.06.2004 tarihleri arasında davalı işyerinde hizmet akdine tabi olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin 16.2.1994 tarihinde tescil edildiği, 1.4.1994 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamına alındığı, Kurumca sahte olduğu iddia olunarak aynı tarih itibari ile Kanun kapsamından çıkarıldığı, 16.2.1994 – 17.8.2005 tarihleri arasında vergi kaydı olduğu, davalı işyerinden davacının 10.05.1997 - 30.06.2001 ve 01.06.2004 - 30.06.2004 tarihleri arasındaki çalışmalarının Kuruma bildirildiği, Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı'nın 30.6.2008 tarihli 38-İR: 33 no'lu raporunda; “davalı işyerinin adresinde yapılan araştırmada davalı işyerinin uzun yıllardır bu adreste faaliyetinin olmadığı, bu adreste başka işverenlerin çalışmasının olduğu, buna göre davalı işyerinin sahte olduğu kanaatine ulaşıldığı, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulması, bu işyerinden yapılan bildirimlerin iptal edilmesi gerektiğinin” belirtildiği, davalı ... San. Tic. Ltd. Şti.’nin ortağı olan ... hakkında; Resmi Belgede Sahtecilik Suçu ile ilgili ceza soruşturması yapıldığı, ancak zamanaşımı süresi geçtiğinden Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiği, davalı Kurumun ihbarı üzerine; tanık Nurhan Hattatoğlu, işyeri sahibi
... , çalışanlar ..., ... ve davacı ... hakkında resmi evrakta sahtecilik suçundan (sahte olarak kurulan ... Şirketinde çalışma gösterildiğinden) dava açıldığı, Mahkemece tanık beyanları ve dosyadaki bilgilere göre ... San. Tic. Ltd. Şti.’nin 2005 yılından önce adresinde olduğu, sanıkların dava konusu bildirilen sigortalılıklarının 2001-2004 arasına ilişkin olduğu, zamanaşımı süresinin geçtiği, müfettiş raporunun maddi olgulara dayanmadığı, kanaat niteliğinde olduğu, ... San. Tic. Ltd. Şti.’nin 2005 yılından sonra çalışmasının olmadığı, buna göre bu tarihten sonraki çalışmalar yönünden suç duyurusunda bulunulması gerektiği belirtilerek, zamanaşımı dolayısıyla davanın ortadan kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; ceza davasında ve ceza soruşturmasında esastan karar verilmediği, suçlarla ilgili araştırma yapılmadan zamanaşımı dolayısıyla ortadan kaldırma kararı verildiği, buna göre ceza davasında işyerinin faaliyeti ile ilgili somut verilere ulaşılamadığı, o halde bu araştırmaların Mahkeme tarafından yapılması, ayrıca 4.4.2011 tarihli bozma kararında belirtilen şekilde resen komşu işyeri tanığı araştırılarak işyerinin faaliyeti ve davacının çalışması hakkında ifadesinin alınması gerektiği ortadadır.
Buna göre; davalı işyerinin aktif olmadığından vergi dairesi tarafından 17.8.2005 tarihinde resen terkin edilmesi karşısında ilgili Vergi Dairesinden, dava konusu şirketin hangi yıllarda aktif olduğu, matrah bildirip bildirmediğinin araştırılması, davalı şirketin, ... Fabrikasından yarı hamur halde demir alarak işlediği ve bunları alıcılara sattığı iddia olunduğundan gerçekten böyle alım olup olmadığı, var ise alındığına ilişkin faturalar olup olmadığı, alınan demirlerin nerede, kim tarafından ve ne şekilde işlendiği, ayrıca işlendikten sonra kime satıldığı, buna ilişkin faturaların olup olmadığı hususunda ilgili yerlerden araştırma yapılması gerekmektedir.
Yapılacak iş; yukarıda yazılı olan şekilde ayrıntılı araştırma yapılarak ... San. Tic. Ltd. Şti.’nin dava konusu dönemde aktif olup olmadığını araştırmak, işyerinin aktif olduğunun tespitinden sonra davacının gerçek ve fiili çalışması olup olmadığına ilişkin araştırma yapmak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy