MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, 60.000,00 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalı ... (...) ... alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi, davacı vekilince süresinde, davalılardan ... (...) ... vekilince de süresi dışında duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18/06/2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü, davacı ... vekili gelmedi.Davalılardan ... (...) ... adına vekili Avukat ... geldi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyizin kapsamı ve temyiz nedenlerine göre, davacı ile temyiz eden davalı ... (...) ...’in aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 24.03.2008 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 40,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davalılardan ...’ya yönelik davanın vazgeçme nedeniyle reddine, davacının maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile davalı ... (Satılmış) İnan’dan tahsiline karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ile davalı ... vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacının iş kazası sonucu % 40,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının % 10, davalı işverenin % 90 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Gerek mülga B.K'nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun
olmalıdır. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına hüküm altına alınan 20.000,00-TL manevi tazminatın az olduğu açıkça belli olmaktadır.
3-Davacının saklı tuttuğu maddi tazminat istemi ile ilgili olarak 25.07.2011 tarihinde ek dava açtığı ve bu davanın Bakırköy 12. İş Mahkemesinin 2011/460E, 2011/641K sayılı kararıyla, Bakırköy 10. İş mahkemesinde görülmekte olan maddi tazminat istemli dava ile birleştirilmesine karar verildiği, birleşen davada, davalıya dava dilekçesi ve birleşme kararı tebliğ olunmadığı gibi birleşilmesine karar verilen Bakırköy 10. İş Mahkemesinin 2008/1268E sayılı davasındaki yargılama sırasında da bu noksanlığın giderilmeksizin yargılamanın sonuçlandırıldığı dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden anlaşılmaktadır.
HUMK’nun 73. Maddesinde yasanın gösterdiği istisnalar dışında Hakim’in iki tarafı dinlemeden yada iddia ve savunmalarını açıklamaları için yasal şekillere uygun olarak davet etmedikçe karar verilemeyeceğini düzenlemiştir. HMK’nun 27. Maddesindeki düzenleme de aynı doğrultudadır. Hal böyle olunca da bakiye maddi tazminat istemine ilişkin ek davada usulüne uygun biçimde taraf teşkili yapılmadığı halde, HUMK’nun 73. Ve HMK’nun 27. Maddelerine aykırı biçimde işin esasına girilerek Bakırköy 12. İş Mahkemesinin 2011/460E, 2011/641K birleşen davadaki maddi tazminat istemi ile ilgili olarak hüküm kurulması isabetsizdir.
Öte yandan davacı vekili 05.05.2011 tarihli celsede davalılardan Mustafa Kasırgaya yönelik davasını atiye terk etmiştir. Davanın atiye bırakılması, davanın geri alınması niteliğinde olup davalının açık rızası olmadan geçerlilik kazanamaz. (HMK 123-HUMK 185/1) Somut olayda davalı ...’nın davanın atiye bırakılmasına izini söz konusu olmadığına göre, davalı ... bakımından davanın takip edilmediğinin kabulü ile dosyanın HMK’nun 150. Maddesi gereğince davalı ...’ya yönelik dava bakımından dosyanın işlemden kaldırılarak üç ay içerisinde yenilenmemesi halinde, anılan davalıya yönelik davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek gerekirken yazılı şekilde vazgeçme nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı ile davalı ... vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 18.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.