MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, 01/04/2008 tarihinden itibaren maluliyet aylığı almaya hak kazandığının tespitiyle, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalı Kurum işleminin iptali ile davacının 01/04/2008 tarihinden itibaren maluliyet aylığına hak kazandığının tespitini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı bizzat kendisinin vekaletname verdiği vekili aracılığı ile davayı açmış ve takip etmiştir. Dosya içerisinde mevcut sağlık kurulu raporları dikkate alınarak, mahkemece davacının tedavi ile çalışma olanağı vermeyen şizofreni denilen akıl hatalığının bulunduğu, çalışma gücünün en az 2/35ünü kaybettiğine karar verilmiştir. Davacının dava ehliyetine sahip olup olmadığı araştırılmadan dava sonuçlandırılmıştır. Oysa, dava ehliyeti dava şartlanndandır. Bu nedenle, mahkeme, tarafların dava ehliyetine sahip olup olmadıklarını re’sen gözetmek zoıundadn. Nitekim, Medeni Kanun’un 405.maddesinde, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine süıekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan heı erginin kısıtlanacağı ve görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bit durumun varlığını öğrenen İdari makamların, noterlerin ve mahkemelerin bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorunda oldukları hüküm altına alınmıştır. Bu durumda, anılan madde ve HMK’nun 56.maddesi gereğince, davacının vesayet altına alınması gerekip gerekmediği hususunda vesayet dairesine tezkere yazılması ve sonucu uyarınca işlem yapılması gerekirken mahkemece, kamu düzenine ilişkin bu hususun göz ardı edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 05/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.