MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, ölüm aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacının müteveffa eşi ...'a ait olmasına rağmen ... adına kayıtlı olan 1965 yılındaki 29 günlük çalışma süresinin aidiyetinin tespiti ile ölüm aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, duruşmanın 13.6.2012 günlü oturumunda tefhim edilen hüküm sonucu ile "Davanın Kabulüne " karar verilmiştir.
6100 sayılı lIMK'nın 297 ve 298.maddelerine göre yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak: kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantılı gösterecek nitelikte olması gerekir. ’
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar (hüküm sonucu), esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın hüküm sonucu ve gerekçe bölümünün bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysa zaptın 13.6.2012 günlü oturumda tefhim edilen hüküm sonucunda davanın kabulüne denmesine rağmen, gerekçeli kararın hüküm sonucu bölümünde 107905(1079) işyeri sicil numaralı ... Sulama İnşaatı işyerinden bildirilen 1965/1.dönem 29 günlük hizmetin davacının murisi ... T.C.nolu ... sigorta sicil nolu ... oğlu ... ’a ait olduğunun tespitine karar verilmiştir.Oysa davanın açılış sebebi ... adına kayıtlı olan çalışma sürelerinin davacının eşi ...'a aidiyetinin tespitine yöneliktir.Bu durum hem gerekçeli kararla kısa karar arasında çelişki oluşturacak ve hem de infazda tereddüt yaratacak mahiyettedir. Bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır.Avrıca davanın kabulüne denmesine rağmen kısa kararda yaşlılık aylığı bağlanması konusunda olumlu olumsuz bir karar verilmemesi de doğru olmamıştır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazların kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy