MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava,3.3.2009 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu beden güç kaybına uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece,maddi tazminat davasının reddine manevi tazminat davasının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden,davacının iş kazası neticesinde %5 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı,16.5.2011 tarihli iş güvenliği uzmanı Prof.Dr.... tarafından düzenlenen raporda kazanın oluşunda %100 oranında kazalı davacının kusurlu olduğunun davalı işverenin ise kusursuz olduğunun belirtildiği buna karşın 19.12.2011 tarihli raporda öğretim görevlilerinden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetinin zararlandırıcı olayda %80 oranında kazalı işçinin,%20 oranında ise davalı işverenin kusurunun bulunduğunun belirttiği,böylelikle kusur raporları arasında mübayenet doğduğu ve mahkemece bu mübayenet giderilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır
İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında davacının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.
Somut olayımızda mahkemece hükme esas alınan 19.12.2011 tarihli 3 kişilik kusur raporu ile 16.05.2011 tarihli iş güvenliği uzmanı Prof.Dr.... tarafından düzenlenen kusur raporu arasında çelişki olduğu halde mahkemece anılan raporlardaki kusur dağılımları arasındaki çelişki giderilmeden sonuca varılması isabetsiz olmuştur.
Yapılması gereken iş bu iki rapor arasındaki kusur oranları bakımından oluşan çelişkinin giderilmesi için yine iş güvenliği uzmanlarından oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetinden davaya konu iş kazasında ilgililerin kusur oranları bakımından yeniden rapor almak ve çıkacak sonuca göre karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 01.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.