MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 251.974.41 maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davacı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18/06/2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacılar ... vs vekili Avukat ... ile karşı taraf vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazası sonucu ölüm nedeniyle hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davacının gerçek zararından Borçlar Kanunun 43-44. Maddeleri gereğince % 20 oranında hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle davacı eşin maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, davacı çocukların maddi zararlarını sigorta tahsisleri peşin sermaye değeri karşıladığından maddi tazminat istemlerinin reddine, tüm davacıların manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ve davalı taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemenin manevi tazminatın takdiri ile çocukların maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kararı isabetlidir. Davacı ... bakımından ise koşulları bulunmadığı halde takdiri indirim yapılmak suretiyle maddi tazminatın belirlenmesi hatalı olmuştur.
Davacıların eşi, babası çocuğu ve kardeşi olan sigortalı ...’un öldüğü iş kazasında sigortalının % 10, davalı işverenin % 90 oranında kusurlu olduğu, tazminatın miktarına göre, zararın tazminin borçluyu müzayakaya maruz bırakmayacağı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca dava konusu olayda hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanununun 43-44. Maddelerinin öngördüğü koşulların oluşmadığı gözetilmeksizin anılan maddelere dayanılarak zarardan hakkaniyet indirimi yapılması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Öte yandan hüküm tarihinden sonra 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlüğe girmiştir. Anılan Kanunun 55/1-son cümlesindeki düzenlemeye göre “maddi tazminatın miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılması veya azaltılması mümkün değildir.” 01.07.2012 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 2. maddesinde Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı belirtilmiştir. 6098 sayılı Kanunun 55. Maddesindeki düzenleme ise emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanması gerekir. Hal böyle olunca artık tazminat miktarının çokluğunun hakkaniyet indirimine gerekçe olamayacağı açık ve seçiktir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde ve özellikle takdiri indirim koşullarının bulunmadığı ve artık tazminatın çokluğunun tek başına indirim nedeni olamayacağı göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 990.00 TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, 18.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy