MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 01/01/2002-01/12/2005 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespitiyle, yaşlılık aylığına hak kazandığına, biriken aylıkların faiziyle tahsiline, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı; 16.02.2007 tarihli tahsis talebini reddeden Kurum işleminin iptali ile 01.11.2002 – 01.12.2005 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespitine, 16.02.2007 tarihinden itibaren ödenmeyen maaşlarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiş, bu talepleri kabul edilmez ise 24.08.2010 tarihli tahsis talebini reddeden Kurum işleminin iptali ile tahsis talebinden itibaren ödenmeyen aylıklarının faizleri ile birlikte ödenmesini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile davacının 01.11.2003 – 30.11.2005 tarihleri arası isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun kabulü ile Kurum'ca yapılan bu süreye ilişkin sigortalılığın iptali işleminin iptaline, başvuru tarihi olan 16.02.2007 tarihini takip eden aybaşından itibaren davacıya yaşlılık aylığı bağlanarak yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 15.05.1956 doğumlu davacının, 16.02.2007 ve 24.08.2010 tarihlerinde tahsis talebinde bulunduğu, davalı Kurum tarafından; davacının primlerini 3 ay art arda ödemediği belirtilerek, 01.04.2003 tarihinden sonra yaptığı 506 sayılı Yasa kapsamındaki isteğe bağlı prim ödemelerinin geçersiz sayıldığı ve Bağ-Kur sigortalılığından sonra 1.260 gün şartı oluşmadığından davacının 16.02.2007 tarihli tahsis talebinin geçersiz sayıldığı, davalı Kurum tarafından yapılan iptal işleminden önce davacının hizmet cetvelinden; 01.04.1982 – 23.11.1985 tarihleri arasında 450 gün zorunlu, 01.11.2002 – 30.11.2005 tarihleri arasında 1.110 gün isteğe bağlı ve 22.06.2006 – 31.01.2007 tarihleri arasında 219 gün zorunlu sigortalılık olmak üzere toplam 1.779 gün hizmet süresi bulunduğu, davacının isteğe bağlı sigortalılık kapsamında 29.04.2003 tarihinden sonraki ilk ödemesinin 11.09.2003 tarihinde olduğu ve bu tarihte beş ayrı prim ödemesi yaptığı, davacının 09.01.1987 – 31.12.1987 ve 01.09.1989 – 18.09.2002 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğu ve prim borcu bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı HMK 297 (Eski 1086 sayılı HUMK 388.mad.) maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Diğer taraftan, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Somut olayda; davacı, 01.11.2002 – 01.12.2005 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespitini talep etmiş, mahkeme de gerekçeli kararında; her ne kadar davacı 3 ay üst üste prim ödememiş ve bu nedenle davalı Kurum tarafından isteğe bağlı sigortalılığı sonlandırılmış ise de davacının primlerini ödediği ve davalı Kurum'un da ihtirazi kayıt ileri sürmeden primleri tahsil ettiği belirtilerek davacının talebinin kabulüne karar verildiği belirtilmiş ancak hüküm fıkrasında davacının 01.11.2003 – 30.11.2005 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespitine karar verilmiştir. Bu durumda; gerekçe ile karar arasında çelişki oluşturacak şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 03.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy