MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 18 yaşını doldurduğu için kesilen yetim aylığının bağlanmasına, biriken aylıkların faiziyle tahsiline, sağlık sigortasından ömür boyu faydalanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının babasından dolayı malul erkek çocuğu sıfatıyla maaş alması gerektiğinin tespiti ile yetim aylığının 18 yaşında kesilmesinden itibaren malul erkek çocuğu sıfatıyla alması gereken aylığını faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile; davacıya 18 yaşını bitirdiği 18/01/2010 tarihinden itibaren malul erkek çocuğu olarak yetim aylığı bağlanmasına ve faizleriyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı ... 03/09/2009 tarihinde ölen babası ... dolayı yetim aylığı bağlandığı, davacının 18 yaşına girmesiyle yetim aylığının kesildiği, davacının 27/04/2010 tarihinde malul erkek çocuğu sıfatıyla babasından dolayı aylık bağlanması talebinde bulunduğu, ... Devlet Hastanesinin 13/05/2010 tarihli raporunda davacının hafif mental retardasyon hastası olduğunun, göz muayenesinde sağ pseudofak ve sol retine dekolmani olduğunun belirtildiği, davacının rapor ve evraklarının karar verilmek üzere ... Bölge Sağlık Kuruluna gönderildiği, ... Bölge Sağlık Kurulunun 29/06/2010 tarihli kararında davacının çalışma gücünün en az % 60'ını yitirmediğine karar verildiği, Kurum tarafından verilen 14/07/2010 tarihli cevapta davacının çalışma gücünün en az % 60'ını yitirmediğine karar verildiği ve malullük sigortası yönünden yapılacak bir işlem bulunmadığının bildirildiği, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 27/01/2012 tarihli raporunda davacının bilateral görme kaybı ve orta ağır derecedeki mental retardasyonu hastası olduğunun belirtilerek E cetveline göre % 100 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa'nın 95. maddesidir. Anılan maddeye göre, "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usul ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir.
Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Sağlık Bakanlığı ile Kurumun birlikte çıkaracağı yönetmelikle düzenlenir.”
Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 55. maddesine göre sigortalının malullük durumunun Kurumca yetkilendirilen Sağlık sunucularının sağlık kurulunca usulüne uygun düzenlenecek raporların Kurum Sağlık Kurulunca incelenmesi sonucu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde belirlenen usul ve esaslara göre tespit edileceği, anılan yönetmeliğin 5. maddesinde sigortalı ve hak sahiplerinin çalışma gücü oranlarının a) Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastaneleri, b) Devlet Üniversitesi, c) Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı asker hastaneleri, ç) sigortalıların ikamet ettikleri illerde (a), (b), (c) bentlerinde belirtilen hastanelerin bulunmaması durumunda Sağlık Bakanlığı tam teşekküllü hastanelerin yetkili olduğu, bildirilmiş, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 56. maddesinde ise Kurum Sağlık Kurulunca verilen karara karşı yapılan itirazların Yüksek Sağlık Kurulunca inceleneceği bildirilmiştir.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Somut olayda; ... Bölge Sağlık Kurulunun 29/06/2010 tarihli kararında davacının çalışma gücünün en az % 60'ını yitirmediğine karar verilmiş, bu karara göre davacının talebi Kurum tarafından reddedilmiş, mahkemece Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan rapor aldırılmış ve bu raporda davacının bilateral görme kaybı ve orta ağır derecedeki mental retardasyonu hastası olduğu belirtilerek E cetveline göre % 100 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı bildirilmiştir. Bu durumda Kurum işlemine itiraz mahiyetinde açılan eldeki davada Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınmadan doğrudan Adli Tıp Kurulu 3. İhtisas dairesinden rapor alınmıştır.
Bu nedenle, mahkemece yapılacak iş, ilk olarak Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan davacının maluliyet durumu ile ilgili olarak rapor almak, bu rapor ile Adli Tıp Kurulu 3. İhtisas dairesinin Raporunun birbirini doğrulaması halinde şimdiki gibi karar vermek, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu Raporu ile Adli Tıp Kurulu 3. İhtisas dairesinin Raporu arasında çelişki bulunması halinde ise bu çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alındıktan sonra bunun sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy