MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisi kesilen yetim aylığının yeniden bağlanmasına biriken aylıkların faiziyle tahsiline, aksi yöndeki Kurum işlemlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava Kurumdan ölüm aylığı alan davacının aylığını, aktif sigortalı olması nedeniyle iptal eden ve yersiz ödendiği iddiasıyla davacıya ödenen aylıkları ve sağlık harcamalarını geri isteyen Kurum işlemlerinin iptali ve davacının aktif SSK'lı olarak çalışmadığının tespiti ile sigortalılık tescil işleminin iptali ve aynı dönemde davacının isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının 15.04.2009 – 15.03.2010 tarihleri arasında 5510 sayılı Yasanın 4/a maddesi kapsamında sigortalı sayılması gerektiğinden, sigortalılık tescil işleminin durdurulmasına mahal olmadığına, 1479 sayılı Yasanın 45 ve 46. maddeleri gereğince; ölüm (yetim) aylığının kesilmesi işleminin iptaline, yersiz ödendiği belirtilen yetim aylıkları ile sağlık harcamalarına ilişkin ödemelerin geri istenmesine ilişkin işlemlerin durdurulmasına, 2010 yılı Mayıs ayından itibaren ödenmeyen ölüm aylıklarının, ait oldukları dönemlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsiline karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 01.12.1988 - 31.12.1999 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı, 01.10.2006 - 30.09.2008 tarihleri arasında da isteğe bağlı sigortalı olduğu, davacının babasının 03.04.1995 tarihinde vefat ettiği, 01.06.2000 tarihinden itibaren ölüm aylığı aldığı, ... Vakıflar Bölge Müdürlüğünde sekreter ve santral memuru olarak çalıştığı, davacı haricinde bu işte görevli kimse olmadığı, Kurum kontrol memurlarınca yapılan araştırma sonucunda tutulan 01.04.2010 tarih, E.D.086 sayılı raporda; “davacının çalışırken tespit edildiği ve kendisinin 01.06.2008 tarihinden itibaren bu işyerinde çalıştığını ifade ettiği, tanıkların da davacının çalışmasını doğruladığı, davacı; bu işyerindeki çalışmasını ücret almadan gönüllülük esasına göre yaptığını ifade etmişse de; 5510 sayılı Kanunda gönüllülük esasına dayalı bir çalışma şekli bulunmadığından bu ifadeye itibar edilmemesi gerektiği, ayrıca; davacının bu işyerinde herhangi bir ücret almadan çalışıyorum şeklindeki ifadesinin de bu gerçeği değiştirmeyeceği, bu konuda 5510 sayılı Kanunun 82. maddesinin ücret almadan çalışanlarla ilgili olarak ücretsiz çalışanlara ait
-sigorta primlerinin tümümün işveren tarafından ödeneceğinin öngörüldüğü, sigortalı davacının bu süre zarfında babasından dolayı almakta olduğu aylığın göz önünde bulundurularak konu hakkında Emeklilik Karar Servisinin bilgilendirilmesi ve 5510 sayılı Kanunun 34. maddesi uyarınca hak sahipliğinden çıkarılarak yersiz olarak ödenen aylıkların geri ödenmesi için 96. madde hükümlerine göre işlem yapılması gerektiği, ayrıca, davacının bu süre zarfında isteğe bağlı olarak devam eden Bağ-Kur sigortalılığının 13.04.2009 tarihi itibariyle durdurulması ve 5510 sayılı Yasanın 53. maddesine göre işlem yapılmasının uygun olacağı, buna göre; davacı için Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 28. maddesi uyarınca 15.04.2009 tarihi itibariyle 5510 sayılı Kanunun 86. maddesi gereğince işe giriş bildirgesi; 15.04.2009 - 15.3.2010 tarihleri arası sigorta primine esas kazançların alt sınırı üzerinden ek aylık prim ve hizmet belgesinin talep edilmesi ve yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde bu belgelerin resen düzenlenmesi; davacının 8/00109807 tahsis numarası ile almakta olduğu aylıklarla ilgili olarak 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükümlerinin uygulanması; davacının 15.04.2009 - 15.03.2010 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanunun 4/a bendi gereği sigortalılığı sağlandığı için söz konusu tarihlerde bulunan isteğe bağlı sigortalılığın 53. madde hükümlerine göre düzenlenmesi sonuç ve kanaatine varıldığının” belirtildiği, bu idari soruşturma esnasında dinlenilen vakıf çalışanları ... ile ...’ın, “... Vakıflar Bölge Müdürlüğünün sekreterinin davacı olduğunu, davacının 2 yıldır sürekli çalıştığını, öncesinde ara sıra gelip gittiğini, 08.00 - 17.00 arasında çalıştığını, işyerinin çalışma saatlerinin de aynı olduğunu, ücretinin ise kim tarafından ödendiğini bilmediklerini” beyan ettikleri, Kurum yetkililerince alınan 07.05.2010 tarihli kararla davacının ölüm aylığının 01.05.2009 tarihi itibariyle iptal edildiği ve yersiz ödenen aylıkların borç çıkarıldığı görülmüştür.
Uyuşmazlık, davacının ... Vakıflar Bölge Müdürlüğünde geçen çalışmalarının sigortalı çalışma olup olmadığı ve buna bağlı olarak ölüm aylığının iptal eden Kurum işleminin yerinde olup olmadığına ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü için "sigortalı", "işveren", "hizmet akdi" kavramlarının tartışılması gerekir.
5510 sayılı Yasanın 4/1-a (506 sayılı Yasa'nın 2.) maddesinde bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların bu kanuna göre sigortalı sayılacakları, 5510 sayılı Yasanın 12. (506 sayılı Yasanın 4.) maddesinde bu kanunun uygulanmasından 4/1-a (506 sayılı Yasanın 2.) maddesinde belirtilen sigortalıları çalıştıran gerçek veya tüzel kişilerin işveren olduğu bildirilmiştir.
Olayda sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için sigortalılık niteliğini edinmenin koşulları üzerinde durulmalıdır. Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için kural olarak hizmet akdinin çalıştırılana yüklediği edim işverene ait işyerinde görülmeli, çalıştırılan 5510 sayılı Yasanın 6. (506 sayılı Yasanın 3.) maddesinde belirtilen sigortalı sayılmayan kişilerden olmamalıdır.
Hizmet akdinin unsurları; 1-Hizmetin belirli veya belirli olmayan bir zaman içinde görülmesi, 2-Hizmet akdinin konusu olan edimin işverene ait işyerinde yerine getirilmesi 3-Edimin ifası sırasında işverenin denetim ve gözetimi altında bulunması 4-Edimin ücret karşılığında yapılması ve ücretin zaman esası üzerinden saptanmasıdır. Ücret zaman itibariyle olmayıp yapılan işe göre verildiği takdirde dahi belirli ya da belirli olmayan bir zaman için alınmış veya çalışılmış oldukça hizmet akdi yine mevcuttur. Hizmet akdinde emir ve talimat yetkisi işçinin çalışma yerinin, işe başlangıç ve sona eriş saatinin işverence tespiti biçimindedir.
Hizmet akdinin belirleyici ve ayırıcı unsurları zaman ve bağımlılıktır. Zaman ve bağımlılık unsurlarını birlikte gerçekleştirecek biçimde çalışmanın varlığı halinde aradaki ilişkinin hizmet akdine dayalı olduğunun kabulü gerekir.
Öte yandan 1479 sayılı Kanunun, Eş Ve Çocuklara, Ana Ve Babaya Tahsis Yapılması başlıklı 45. maddesinin 2. fıkrasının 24.07.2003 tarih 4956 sayılı Kanun ile değişik c bendinde; “Onsekiz yaşını, orta öğrenim yapması halinde yirmi yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde yirmibeş yaşını doldurmayan ve (18 yaşını doldurmayanlar hariç) bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malul olan çocuklarla, yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine % 25'i oranında aylık bağlanacağı” belirtilmiştir. Ölüm Aylığının Kesilmesi başlıklı 46. maddesinin 24.07.2003 tarih 4956 sayılı Kanun ile değişik 2. fıkrasında; “Sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıkların, bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takip eden aylık ödeme tarihinden itibaren kesileceği, aylığın kesilmesine yol açan nedenlerin ortadan kalkması halinde, bu Kanunun 45 inci maddesinin ikinci fıkrasının ( c ) bendi hükmü saklı kalmak şartıyla, bu tarihi takip eden aylık ödeme tarihinden başlanarak yeniden aylık bağlanacağı, ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanının ödeneceği” belirtilmiştir.
1479 sayılı Kanunun 45. maddesinin 2. fıkrasının 24.07.2003 tarih 4956 sayılı Kanun ile değişik c bendi uyarınca, kurum sigortalılarından olan ölenin, yaşları ne olursa olsun evli olmayan kız çocuklarına ölüm aylığı bağlanabilmesi için, bu kız çocuklarının bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmaması, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almaması şartının arandığı, ancak 1479 sayılı Kanunun 46. maddesinin 24.07.2003 tarih 4956 sayılı Kanun ile değişik 2. Fıkrası uyarınca; “sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıkların kesilmesi için, bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmaya başlamanın yeterli olduğu, ücret veya aylık alma şartının aranmadığı,” aylığın kesilmesine yol açan nedenlerin ortadan kalkması halinde, bu Kanunun 45 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi hükmü saklı kalmak şartıyla, bu tarihi takip eden aylık ödeme tarihinden başlanarak yeniden aylık bağlanacağı belirtilmiştir. Görüldüğü gibi, bu yasal düzenlemeler karşısında, ölüm aylığı alan kişinin sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmaya başlaması halinde ölüm aylığının kesileceğinin belirtildiği, aylık veya ücret almanın ölüm aylığının kesilmesi için koşul olmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacının, dava dışı ... Vakıflar Bölge Müdürlüğünde sekreter ve santral memuru olarak çalıştığı, davacı dışında bu işte görevlendirilen herhangi bir kimsenin olmadığı, böyle bir durumda ücretsiz çalışmanın hayatın olağan akışına uygun olamayacağı, davacının çalışmaları ile ilgili işe giriş bildirgesi verilmesi ve bildirimde bulunulması için dava dışı ... Vakıflar Bölge Müdürlüğünde bildirimde bulunulup bulunulmadığı, bulunulmuş ise sonucunun araştırılmadığı, hem prim borcu doğuracak şekilde sigortalılığa hükmetmek, hem de ücretsiz çalıştığından dolayı başka bir geliri olmadığından davacının ölüm aylığının iptaline mahal bulunmadığı şeklindeki hükümlerin çelişkili olduğu anlaşılmıştır.
O halde; davacının çalışmasının ücretsiz olduğu şeklindeki sonuç ile buna dayanarak ölüm aylığını kesen ve yersiz ödenen aylıkları borç çıkaran Kurum işlemini iptal eden Mahkeme kararı yanlış olmuştur.
Yapılacak iş, davacının çalışmalarının geçtiğini iddia olunan ... Vakıflar Bölge Müdürlüğünün, bir tüzel kişilik olması nedeniyle, çalışanlarının kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılmasının asıl olması gerektiği gözönünde tutularak ve ücretsiz çalışmanın hayatın olağan akışına aykırılığı da dikkate alınarak ücret ödemelerinin nasıl yapıldığının araştırılması, bu işyerine ilişkin defter ve kayıtlar ile dönem bordrolarının getirtilmesi, ücret ödeme belgeleri düzenlenmemişse davacıya hangi kalemden ne şekilde ücret ödendiğinin araştırılması, davacı ile ilgili olarak işe giriş bildirgesi verilmesi ve 15.04.2009 - 15.03.2010 tarihleri arası sigorta primine esas kazançların alt sınırı üzerinden ek aylık prim ve hizmet belgesinin Kurumca ... Vakıflar Bölge Müdürlüğünden talep edilip edilmediğinin sorulması, talep edilmiş ise, adı geçen vakıfça ne şekilde işlem yapıldığının ve bu işlemlerin akıbetinin araştırılması, eğer bu işlemler dava konusu olmuşsa dava dosyasının getirtilmesi, gerekirse ve şartları varsa davaların birleştirilerek birlikte görülmesi, davacının ... Vakıflar Bölge Müdürlüğündeki çalışmasının sabit olması halinde (ücret ve aylık aldığına dair belgeler temin edilemezse dahi) davacının ölüm aylığının kesilmesi işlemi ile yersiz ödendiği belirtilen yetim aylıkları ve sağlık harcamalarına ilişkin ödemelerin geri istenmesine ilişkin işlemlerin iptali ve ödenmeyen ölüm aylıklarının, ait oldukları dönemlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili istemi ile ilgili davaların reddine karar vermekten ibarettir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy