MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, kesilen maaşının yeniden bağlanmasına, biriken aylığın faiziyle tahsiline, Kuruma ödediği 13.688.40 TL.'nin faiziyle iadesine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı, 3201 sayılı Yasa'ya göre yurtdışı hizmetlerini borçlanarak bağlanan yaşlılık aylığının, Türkiye’de 1479 sayılı Yasa kapsamındaki çalışması nedeniyle iptal edildiğini belirterek Kurum işleminin iptalini ve yaşlılık aylığının yasal faiziyle birlikte ödenmesini, SGK'na ödemek zorunda kaldığı 13.688,00.-TL'nin ise iadesini istemiştir.
Mahkemece, davacının yaşlılık aylığının iptali ve çekilen aylığının iadesi yönündeki davalı Kurum işleminin iptaline yer olmadığına, yersiz olarak ödenen aylıklarından dolayı ödemek zorunda kaldığı 13.688,40 TL nin istirdadına da yer olmadığına, tüm prim borçlarını ödeyip, 22/07/2011 tarihli talebine istinaden, kendisine 01/08/2011 tarihinden itibaren yeniden yaşlılık aylığı bağlandığından, bu konuda da karar ittihazına yer olmadığına karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacıya 3201 sayılı Yasa kapsamında yurtdışı borçlanması da dikkate alınarak 01.09.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının 17.03.2009 tarihinden itibaren vergi dairesinde kayıtlı olması nedeniyle 17.03.2009-03.03.2011 tarihleri arasında sigortalı olduğu ve 5754 sayılı Yasa ile değişik 3201 sayılı Yasa'nın 6/B maddesine göre; bu Kanuna göre aylık bağlananlardan yeniden çalışmaya başlayanların aylıklarının çalışmaya başladıkları tarihten itibaren kesilmesi gerektiğinden, Kurum tarafından davacıya bağlanan yaşlılık aylığının 28.03.2009 tarihi itibariyle iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, yurtdışında geçen çalışmaların borçlanılması sonucu sigortalıya yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra, sigortalının Türkiye’de sosyal güvenlik kurumlarına tabi olacak şekilde çalışması durumunda 3201 sayılı Yasa'nın 6/B maddesi uyarınca yaşlılık aylığının kesilip kesilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 3201 sayılı Yasanın 6. maddesinin “B” bendinde “Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan Türkiye'de sigortalı çalışmaya başlayanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. 31/05/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primi hakkındaki hükümleri, bu Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlar için uygulanmaz.” düzenlemesine yer verilmiştir. Her ne kadar, anılan yasada 19.06.2010 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5997 sayılı Yasanın 15. maddesi ile yapılan değişiklikle, 3201 sayılı Yasadan yararlanmak suretiyle aylık bağlananların, Türkiye’de sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışabileceği belirtilmiş ise de; yürürlük tarihi ve her yasanın kendi yürürlük döneminde uygulanması gerektiği gözetildiğinde, anılan değişikliğin davacı lehine uygulama olanağı bulunmamaktadır.
Mahkemece, 5997 sayılı Yasa'nın 15.maddesi ile 3201 sayılı Yasa'nın 6/B maddesinde yapılan değişikliğin, yürürlüğe girdiği 19.6.2010 tarihinden önceki uyuşmazlıklara uygulanmasının mümkün olmadığı dikkate alındığında, davacının 28.03.2009-19.06.2010 tarihleri arasındaki dönem yönünden talebinin reddine karar verilmesi yerindedir. Ancak yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, davacıya yasanın yürürlüğe girdiği 19.06.2010 tarihinden itibaren aylık ödenmesine devam edilmesi gerektiği gözetilmeksizin kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece; davacının 17.03.2009-03.03.2011 tarihleri arasında devam eden vergi kaydı dikkate alındığında, 5997 sayılı Yasa'nın 15. maddesi ile 3201 sayılı Yasa'nın 6/B maddesinde yapılan değişikliğin, yürürlüğe girdiği 19.06.2010 tarihinden sonraki uyuşmazlıklara uygulanmasının mümkün olduğu ancak bu tarihten sonraki uyuşmazlıklar için uygulanabileceği gözönünde bulundurularak ve 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi de dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 05/12/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy