MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, davacının 01/04/1999 tarihinden itibaren davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı işyerinde 01/05/2010-26/05/2010 tarihleri arasında 26 günlük süre ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalıya ait işyerlerinden 26/01/2000 tarihinden itibaren davacının bir kısım çalışmalarının giriş-çıkışlarla ve en son olarak 01/09/2009-01/05/2010 ve 26/05/2010-12/11/2010 tarihleri arasındaki çalışmalarının Kuruma bildirildiği, davalı işverenin ibraz ettiği 2010/5. aya ait iki adet ücret bordrosunun ilkinde bir günlük, diğerinde 5 günlük çalışma karşılığı ücret alındığının görüldüğü ve ücret bordrolarının imzalı olduğu anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Gerçekten, davacının, işyerindeki bir kısım çalışmaları aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. İmzalı bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde otuz günün altında geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise, eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Başka bir anlatımla, yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemez. Dairemizin, giderek Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.
Somut olayda,davalı işyerinden bildirimi yapılan 2010/5.aya ait ücret bordrolarının imzalı olduğu anlaşıldığı halde imzaların davacıya ait olup olmadığı konusunda bir inceleme yapılmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, davacının 2010/5. aya ilişkin ücret bordrolarındaki imzalar yönünden imza inkarı olursa imza incelemesi yaptırarak imzaların davacıya ait olduğunun anlaşılması halinde davanın reddine karar vermek, imzaların davacıya ait olmadığı anlaşılır ise bordro tanıklarının beyanlarını da dikkate alarak tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy