MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, 01/05/2009 tarihi itibariyle bağlanan yaşlılık aylığından eksik yatırılan kısmın tahsiline, Kurum sataşmasının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının emsallerine göre düşük olan yaşlılık aylığının gerçek miktarının tespiti ile 01.05.2009 tarihinden itibaren eksik yatırılan miktarın davalıdan alınarak davacıya verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile; davacının bilirkişi raporuyla tespit edilen borcun yatırma tarihine kadarki faiziyle birlikte kuruma yatırdığı takdirde 9.gelir basamağına intibakının sağlanmasının tespitine, 01/05/2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığından eksik yatırılan kısmın kurumca ödenmesine dair talebin reddine şeklinde hüküm kurulmuşsa da, şarta bağlı hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 25.03.1984-26.03.1989 tarihleri arasında 5 yıl 1 gün 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğu, 1975/1-16.10.1975 arasında 135 ve 10.04.1976-13.06.1976 arasında 59 gün 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğu, busigortalı çalışmalarından sonra 14.11.1988 tarihli giriş bildirgesine istinaden 01.12.1988 tarihinde 2926 sayılı Yasa kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak ve 1.basamaktan tescil edildiği, davacıya 01.05.2009 tarihi itibariyle 1.basamaktan yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu'nun 34.maddesinin II.fıkrasında; "bu Kanun kapsamından çıkarak diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında sigortalı olduktan sonra tekrar bu Kanun kapsamına girenlerin basamakları, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak daha önce bulundukları son basamak üzerine intibak ettirilmek suretiyle yeniden belirlenir" hükmü Anayasa Mahkemesi'nin 26.10.2000 tarihli kararı ile iptal edilen 619 sayılı KHK ile yürürlüğe girmiş, ardından 24.07.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'un 56.maddesi ile yasalaşmış ise de, bu tarihten önce Tarım Bağ-Kur sigortalısı olan davacı lehine bir düzenleme getirdiğinden somut olayda uygulanması gerekmektedir.
Ayrıca, HMK'nın 297. maddesinde, mahkeme kararında taraflara yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür. Hüküm fıkrası, kararın esası olup, açık ve infazı mümkün olmalıdır. Şarta bağlı ve terditli olarak hüküm kurulamaz. Davanın açıldığı tarihteki duruma göre hüküm fıkrasında, asıl talep ile yardımcı talepler hakkında, şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde, açık olarak karar verilmelidir.
Somut olayda, şarta bağlı hüküm kurulmasının yanı sıra, davacının 25.03.1984-26.03.1989 tarihleri arasında 5 yıl 1 gün 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılığı, 1975/1-16.10.1975 arasında 135 ve 10.04.1976-13.06.1976 arasında 59 gün 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığı olduğu halde, bilirkişi raporunda Tarım Bağ-Kur sigortalılığına ilişkin basamağın intibakında 1479 Yasa kapsamında sigortalı olduğu sürenin 5 yıl 1 gün yerine 8 yıl 10 gün olarak yanlış hesaplanması da yanlış basamak tespitine yol açtığından usul ve yasaya aykırı şekilde karar verilmiştir.
Yapılacak iş; davacının önceki sigortalılık sürelerini doğru tespit ederek Tarım Bağ-Kur sigrotalısı olarak tescil edildiği tarihte intibak ettirileceği basamağı doğru tespit etmek, ortaya çıkacak prim borcunu bulmak, prim borçlarını ödemesi için davacıya önel vermek, davacının anılan borcunu ödeyip ödememesi durumuna göre de açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde şarta bağlı hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy