MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, % 22 oranındaki sürekli iş göremezlik oranının yeniden incelenmesine, belirlenecek sürekli iş göremezlik oranına göre tahsis işleminin yeniden yapılandırılmasına ve biriken aylık farklarına hak kazandığı tarihlerden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının % 22 olan malüliyet oranın daha fazla olduğu gerekçesiyle malüliyetin yeniden tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından inceleme Adli Tıp Kurumu giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü ve 1976/6-4 sayılı kararı da bu yöndedir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 03/03/2004 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu % 22 oranında malül kaldığı ve Kurumca işgöremezlik geliri bağlandığı, davacının bu orana itiraz ettiği, itiraz üzerine Malüliyet Daire başkanlığı ve Yüksek Sağlık Kurulu raporlarında malüliyet oranında herhangi bir değişiklik olmadığının belirtildiği, yargılama aşamasında Adli Tıp Üçüncü İhtisas Dairesinden alınan raporda ise malüliyetin % 24,2 oranında olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, Yüksek Sağlık Kurulu ile Adli Tıp 3. İhtisas Dairesi raporları arasında çelişki oluştuğu ve bu çelişkilerin giderilmeden sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; yukarıda açıklandığı şekilde Yüksek Sağlık Kurulu ile Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporu arasındaki çelişkiyi gidermek ve davacının maluliyet başlangıcını tespit etmek için Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor almak ve sonucuna göre karar vermektir.
Öte yandan davacı malüliyet oranının daha yüksek olduğunu belirttiği, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporundaki malüliyet oranı ise, davacıya gelir bağlanan malüliyet oranından daha yüksek olduğu, dolayısıyla bu durumun davacı lehine olduğu halde dikkate alınmaması da hatalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 09/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy