MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/12/1982-03/12/1982 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalı işverene ait işyerinde 01.12.1982-03.12.1982 tarihleri arasında hizmet akdi ile çalıştığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, hak düşürücü süre geçtiğinden istemin reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Anılan maddelerde; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde Mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilecekleri öngörülmüştür. Somut olayda, davalı işverenlikçe, 01.12.1982 tarihli işe giriş bildirgesi, SGK'na süresi içinde intikal ettirimiştir. Anılan işe giriş bildirgesi hak düşürücü süreyi keseceğinden, hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.02.2003 gün ve 2003/21-44-98; 23.06.2004 gün ve 2004/21-369-371 ve 27.02.2008 gün ve 2008/21-163-207, 18.06.2008 gün ve 2008/21-429-437 sayılı Kararlarında da bu hususlara değinilmiştir. Bu nedenle istemin hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi doğru değildir.
Davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri Orman İşletme Müdürlüğü olup bir kamu kuruluşudur. Bu nedenle, davalı işyerinde resmi kayıtlara dayanılması ve ücretlerin yazılı belge ile ödenmesi esastır. Kuruma bildirilmeyen dönemlerdeki ücret belgeleri ve bu dönemde davacıya ücret ödenip ödenmediği, ödeme yapılmışsa kim tarafından ödendiğinin araştırılması gerekir.
Yapılacak iş, davacının davalı işyerinde geçtiğini iddia ettiği çalışmasının sağlıklı bir şekilde belirlenmesi amacıyla, davacıdan, bu tarihler arasında ücret ödendiğini kanıtlayan belge olup olmadığını sormak ve var ise mahkemeye sunması için davacıya önel vermek, davalı işverenden bu dönemde ücret ödemesini hangi yöntemle yaptığını sormak, çalışmalarının eylemli olup olmadığını davalı işyerinin defter, kayıt ve ücret bordrolarından saptamak, bu tür belgelerde noksanlık varsa, bunun nedenini araştırmak, davacının ücretinin kim tarafından ve ne şekilde ödendiğini tespit etmek, davacının bu işyerinde ne iş yaptığını tespit etmek, gerekirse davalı işverenlikte çalışan diğer kişilerin, muhasebecinin, davacının çalıştığı birimin müdürünün ve başkanının tanık sıfatıyla bilgilerine başvurmak ve sonucuna göre bir karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 05/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy