MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 01/05/2011 tarihinden itibaren emekliliğe hak kazandığına, biriken maaşının faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı; 22.04.2011 tarihine kadar ödemiş olduğu tüm Bağ-Kur primlerinin geçerli olduğunun ve 01.05.2011 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, ayrıca ödenmeyen yaşlılık aylıklarının faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile davacının 22.04.2011 tarihine kadar ödediği primlerin geçerli olduğunun ve 01.05.2011 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, 01.05.2011 tarihinden itibaren ödenmesi gereken yaşlılık aylıklarının, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 19.08.1961 doğumlu davacının 22.04.2011 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, davalı Kurum tarafından davacıya; her ne kadar 5510 sayılı Yasa'nın geçici 17. maddesine göre 4.911 gün borçlanarak 22.04.2011 tarihinde borçlanma bedelini ödemişse de 600 gün askerlik borçlanması ile birlikte toplam 8.537 günü olduğu ve 9000 iş gününü tamamlamadığından tahsis talebinin reddedildiğinin bildirildiği, davacının 13.08.1987 varide tarihli bildirge ile 06.07.1987 tarihi itibari ile 1479 sayılı Yasa kapsamında tescil edildiği, 5510 sayılı Yasa'nın Geçici 17. maddesi gereğince davacının sigortalılığının 31.10.1991 tarihi itibari ile durdurulduğu, davacının 09.07.1987 – 01.03.1988, 05.02.1996 – 29.12.1997 tarihleri arasında ve 17.03.2003 tarihinden beri devam eden vergi kaydı, 06.07.1987 – 27.10.1999 tarihleri arasında ve 31.03.2003 tarihinden beri devam eden oda kaydı ile 09.07.1987 tarihinden beri devam eden sicil kaydı bulunduğu, ayrıca davacının 15.08.1990 – 30.11.1990, 15.07.1997 – 30.08.1997, 10.08.2000 – 09.01.2001 ve 03.09.2001 – 09.11.2001 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında çalışmalarının bulunduğu, davacının 08.04.2011 tarihli talebi ile 5510 sayılı Yasa'nın geçici 17. maddesi gereğince ihya talebinde bulunduğu, davalı Kurum tarafından ilk olarak davacı 31.10.1991 – 01.05.2008 tarihleri arasında sigortalı kabul edilerek 5.939 gün karşılığı 27.037,18 TL borç çıkarıldığı, ihya ödeme planında son ödeme tarihinin 31.07.2011 olduğu, davacının da 22.04.2011
tarihinde 27.038,00 TL ödediği, ikinci ihya planında ise Kurum tarafından davacının; 06.07.1987 – 14.08.1990, 01.12.1990 – 09.08.2000 tarihleri arasında ve 01.05.2008 tarihinden tahsis talebine kadar sigortalı kabul edilerek 4.911 gün karşılığı 21.106,72 TL borç çıkarıldığı, davacının 22.04.2011 tarihinde 1.165,00 TL aylık prim tahsilatı açıklaması ile ödeme yaptığı, yine aynı tarihte 6111 yapılandırması açıklaması ile 8.221,00 TL ödediği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 1479 sayılı Yasa'nın 14.03.1985 Tarih ve 3165 sayılı Yasa ile değişik 25. maddesinin birinci fıkrasında; “ 24. maddeye göre sigortalı sayılanlardan gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkar siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı oldukları tarihten itibaren kendiliğinden bu kanuna göre sigortalı sayılırlar. ” düzenlemesi yer almaktadır. Maddenin son fıkrasında ise; “ Bu Kanun'a göre sigortalı sayılanlardan, bu sigortalılıklarının devamı süresince, aynı zamanda hizmet akti ile çalışanların Bağ-Kur sigortalılıkları devam eder. Bunlar kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına girmezler. ” hükmü bulunmaktadır. Daha sonra 1479 sayılı Yasa'nın 25. maddesi, 20.06.1987 Tarih ve 3396 sayılı Yasa ile değiştirilerek; bu Yasa kapsamında sigortalı olanlardan vergi kaydı bulunmayanların hizmet akti ile çalışmaya başladıkları tarihte Bağ-Kur sigortalılıklarının sona ereceği düzenlenmiştir.
Somut olayda; davacının 1479 sayılı Yasa'ya tabi sigortalılığının, 3165 sayılı Yasa ile değişik 25. maddenin yürürlükte bulunduğu dönemde başladığı ve davacının 01.03.1988 tarihinde vergi kaydının sona erdiği, bu itibarla da; davacının vergi kaydının sona ermesinden sonra sicil ve oda kaydına göre devam eden 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının, yukarıda belirtilen Yasa maddeleri gereğince, hizmet akti ile çalıştığı dönemlerde mevcut olmadığı göz ardı edilerek, davacının 06.07.1987 – 22.04.2011 tarihleri arasında kesintisiz olarak 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak kabulü ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10/12/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy