MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işverenlere ait işyerinde 01/03/1994-10/11/2008 tarihleri arasında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, 30/10/2003 tarihinden önceki çalışmalar yönünden 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, 31/08/2007 tarihinden sonraki çalışmalar yönünden ise davacının SGDP ile çalışma talebi bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının davalı şirkete ait otel işletmesinde 01/10/1994-27/10/1994, 23/04/1995-31.10.1995, 1.5.1996-31.10.1997, 1.5.1998-31.10.1998, 1.5.1999-31.10.1999, 16.5.2000-31.10.2000, 6.6.2001-31.10.2001, 28.5.2002-20.11.2002, 30.5.2003-27.10.2003, 26.5.2004-31.8.2007 tarihleri arasında geçen sigortalı çalışmalarının davalı Kuruma bildirildiği, davacıya 01/10/2007 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı ve davalıya ait işyerinde 20/05/2008-10/11/2008 tarihleri arasında SGDP'ne tabi çalışmalarının Kuruma bildirildiği anlaşılmaktadır.
Çalıştırılanlar, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 3. maddesinde belirtilen istisnalardan olmamak kaydıyla, 2. maddede öngörülen koşulların varlığı halinde kendiliğinden sigortalı sayılırlar.
Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümlerinin sigortalının işe alındığı tarihten başlayacağına ilişkin norm, sigortalının kayıt altına alınabilmesi ile sonuç doğurur.
Bildirimsiz geçen çalışmaların tespitine ilişkin dava koşulları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 79/10. maddesinde tanımlanmıştır. Bunlar; 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılma, yönetmelikte tespit edilen belgelerinin Kuruma verilmemiş ya da çalışmaların Kurumca saptanamamış olması ile anılan davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmış olması şeklinde sıralanabilir.
Sigortalı, bildirimsiz kalan çalışmalarının tespitini hak düşürücü sürenin işlemeye başladığı, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıl (20.6.1987 tarihinde on yıla çıkarılmıştı. Ancak 1.6.1994 tarihinde tekrar beş yıla indirildi.) içerisinde isteyebilir. Hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür.
İşverenin, sigortalılara ilişkin hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanunun 79/1.maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde, işverence Kuruma verilecek belgeler; işe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi, dönem bordrosu vd. şeklinde sıralanmıştır. Bu belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir.
Kesintili çalışmanın varlığı halinde ise, kesintinin öncesi ve sonrasında oluşacak her çalışma devresi için dava koşullarının varlığı yukarıda belirtilen olgular dikkate alınarak belirlenecektir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Somut olayda, talep edilen dönemde davalı işyerinden davacı adına sigortalı çalışma bildirilmiş olması karşısında davacının çalışmasının 1994 yılından 2008 yılına kadar kesintisiz olarak devam ettiği kanıtlanırsa, hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemeyecektir. Öte yandan davacının 31/08/2007-20/05/2008 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalışıp çalışmadığı yöntemince araştırılmadan davacının davalı Kurumdan SGDP'ne tabi çalışma talebi bulunmadığı gerekçesiyle bu döneme ilişkin istemin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş, işin esasına girilerek, anılan çalışmanın gerçekten var olup olmadığını yöntemince araştırmaktan ibarettir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 07/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy