MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverenlere ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, 08.08.2006 tarihli dava dilekçesi ile; 01.01.2002 - 01.09.2004 tarihleri arasında davalı işveren ...’e ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespitini istemiştir.
3-Davacı, 02.12.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile; davalı işveren yanındaki çalışmaları 01.01.2000 tarihinde başlamasına rağmen, dava dilekçesinde sehven 01.01.2002 - 01.09.2004 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespiti şeklinde talepte bulunduğunu, talebini “01.01.2000 - 01.09.2004 tarihleri arasında çalıştığı” şeklinde ıslah ettiğini ve çalıştığı araçların ... adına tescilli olması nedeniyle ...’ün davaya dahil edilmesini talep etmiştir. (Islah harcı yatırmamıştır.)
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının 01.01.2001 - 01.09.2004 tarihleri arasında davalı ... 'e ait işyerinde çalıştığı şeklinde karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının çalıştığını iddia ettiği, ... plakalı kamyonun 21.10.1997 – 14.12.2005, ... plakalı kamyonun da 21.09.1998 – 19.02.2007 tarihleri arasında davalılardan ... adına tescilli olduğu, ... plakalı kamyonun ise davadışı Bayram Yaman ve ... adına tescilli olduğu, ... sicil numaralı davalı işyerinin 29.05.1995 – 15.09.2008 tarihleri arasında, ... sicil numaralı işyerinin ise 20.10.1997 tarihinden beri 506 sayılı Kanun kapsamında olduğu, davalılardan ... adına tescilli olan ... sicil numaralı davalı işyerinden 09.07.2002 tarihinde, ... adına tescilli olan ... sicil numaralı işyerinden de 02.10.2002 tarihinde davacı adına işe giriş bildirgesinin verildiği ve ... sicil numaralı işyerinden 09.07.2002 tarihinden itibaren 51 gün, ... sicil numaralı işyerinden de 02.10.2002 – 20.10.2002 ve 02.09.2004 – 05.10.2004 tarihleri arasında davacının çalışmalarının Kuruma bildirildiği, ayrıca ihtilaflı dönemde davacı adına 01.01.2000 – 31.12.2000 tarihleri arasında ... sicil numaralı davadışı ... işyerinden, 09.05.2003 – 31.08.2004 tarihleri arasında da ... adına tescilli 1007486 sicil numaralı inşaat işyerinden çalışmanın Kuruma bildirildiği görülmüştür.
Somut olayda; davacı tanıklarının beyanlarının hükme dayanak teşkil ettiği, bu tanıkların yerleşik Yargıtay içtihatlarında belirtilen nitelikleri taşıyan tanık niteliğinde olmadığı gibi beyanlarında da davacının 2002 yılından beri çalıştığını belirttikleri, resen tanık araştırılmadığı, davacının davalı işverenlerin yanında şoför olarak çalıştığını beyan etmesi karşısında dava konusu dönemde davacı adına davalı işverene ait aracı kullanırken ceza tutanağı düzenlenip düzenlenmediğinin araştırılmadığı, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiği görülmüştür.
Öte yandan, HMK 176 (HUMK.’nun 83.) ve devam maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya istem sonucunun değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır.
Davacının, “01.01.2002 - 01.09.2004 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespiti” şeklindeki talebini “01.01.2000 - 01.09.2004 tarihleri arasında çalıştığı” şeklindeki ıslahın maktu ıslah harcı yatırılmadan yapılmasına göre yargılamaya devam edilmesi yanlış olmuştur.
Yapılacak iş; davacıya ıslah harcını yatırmak üzere süre vermek, verilen süre içerisinde harç yatırıldığı takdirde tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle, harç yatırılmadığı takdirde ise dava dilekçesindeki talep yönünden tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle, davacının hangi tarihten beri uygun sürücü belgesi sahibi olduğunu ve davalı işverenlere ait araçlarda çalışması sırasında hakkında trafik ceza tutanağı tanzim edilip edilmediğini ilgili kolluktan sormak, davacının gösterdiği tanıklar ile yetinilmeyerek, davalı işyerlerinin ihtilaflı döneme ilişkin tüm dönem bordrolarını getirmek ve bu bordrolarda ihtilaflı dönemin tamamında kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya
beyanları ile yetinilmediği takdirde, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri ve davacı ile aynı işi yapan birlikte sefere gidip geldiği kamyon şoförlerinin araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy