MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, sigortalılığının tespiti ve Kurum tahsisle ilgili işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 2926 sayılı Yasa kapsamındaki Tarım ... sigortalılığının tespiti ile davacının yaşlılık aylığı isteminin reddine dair Kurumun 29.6.2009 tarihli işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının 01.01.1997-30.4.2009 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa kapsamında Tarım ... sigortalısı olduğunun tespiti ile Kurumun 29.6.2009 tarih ve 29799 sayılı işleminin iptaline karar verilmiştir.
Mahkeme hükmünde nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar. Hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Diğer taraftan, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Somut olayda, davacının 01.01.1997-30.4.2009 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa kapsamında Tarım ... sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesi doğrudur. Davacının 30.4.2009 tarihinde yaşlılık aylığı talebinde bulunması üzerine Kurumun 29.6.2009 tarih ve 29799 sayılı işlemi ile aylık talebinin reddine karar verilmiş ise de, davacının yaşlılık aylığı yazılı istek tarihinde 5923 gün primi bulunduğu ve 64 yaşını ikmal ettiği anlaşılmakla davacının 1479 sayılı Yasanın Geçici 10.maddesine göre kısmi yaşlılık aylığına hak kazanması nedeniyle Kurumun hatalı işleminin iptaline karar verilmesi doğrudur. Ancak kararda davacıya yaşlılık aylığının bağlanması gereken 1.5.2009 tarihi yazılmayarak kararın infazında şüphe ve tereddüt uyandıracak biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının (1.) bendinin silinerek yerine " Davanın kabulü ile, davacının 01.01.1997-30.4.2009 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa kapsamında Tarım ... sigortalısı olduğunun tespitine, Kurumun 29.6.2009 tarih ve 29799 sayılı işleminin iptali ile davacının 1.5.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine " rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 09.07.2012 gününde oybirliğiyle ile karar verildi.