MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, SSK'lı olarak çalıştığı ve primlerin ödendiği 17/08/2009-24/05/2010 tarihleri arasındaki Kurumca resen tescil edilen Tarım Bağ_Kur sigortalılık kaydının ve tahakkuk ettirilen prim borcunun iptaline, bu tarihler arasında SSK sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, 17.8.2009-24.5.2010 tarihleri arasında 5510 sayılı Yasanın 4/a maddesi kapsamında sigortalı olarak çalışan davacının aynı dönemde çakışan 2926 sayılı Yasa kapsamındaki tarım Bağ-Kur sigortalılığının iptali ile bu sigortalılığa ilişkin pirim borcunun bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kısmen kabulü ile davacının 17.8.2009-24.5.2010 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunu tespiti ile çakışan 2926 sayılı Yasa kapsamındaki tarım Bağ-Kur sigortalılığının iptaline karar verilmiştir.
Dosyada içeriğinden;Davacının 25.12.1977 tarihinde SSK kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başladığı ve bu çalışmasının aralıklarla halen devam ettiği 14.11.1987 tarihinden itibaren ise re'sen 2926 sayılı Yasa kapsamında tesçil edilerek 1.12.1987 tarihinden SSK kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başladığı 3.5.2008 tarihinden bir gün öncesi olan 2.5.2008 tarihleri arasında ve SSK çalışmasının sona erdiği 17.8.2009-30.9.2010 tarihleri arasında tarım bağ-Kur sigortalısı sayıldığı ve bu yasa kapsamında 1.6.2006 2.11.2009 tarihleri arasında özellikle 2009 yılı itibariyle düzenli prim ödemelerinin bulunduğu , bu durumda davacının 17.8.2009 tarihinde başlayan 2926 sayılı Yasa'ya tabi sigortalılığı ile 21.8.2009 tarihinde başlayan 506 sayılı Yasaya tabi zorunlu SSK sigortalılığının çakıştığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık; 506 sayılı Yasa'ya tabi sigortalılık ile tarım Bağ-Kur sigortalılığının 21.8.2009 tarihinde çakışması nedeniyle hangi kurumdaki çalışmanın esas alınacağı, tarım Bağ-Kur sigortalılığının devam edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 53/1 maddesinde "Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tâbi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılacağı" bildirilmiştir. 3.02.2011 tarihli 6111 Sayılı Yasanın 33 maddesi ile değiştirilen ve 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 5510 Sayılı Yasanın sigortalılık hallerinin birleşmesi başlıklı 53/1 maddesinde ise "Sigortalının, 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çakışması halinde, öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacağı" belirtilmiş ve aynı yasanın Geçici 33 maddesinde ise "Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla yapılan değişiklikler, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten öncesi için uygulanmaz ”hükmü getirilmiş olmasına göre ihtilaflı dönem olan 21.8.2009-24.5.2010 tarihleri arasında 1.10.2008 tarihli 5510 sayılı Yasanın 53/1 maddesi kapsamında uygulama yapılmalı ve bu kapsamda da çakışan sigortalılıklarda daha önceden başlayan sigortalılığa değer verilmelidir.Davacının Prim ödemelerinden de 5510 sayılı Yasanın Geçici 17.maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı anlaşılmaktadır.Davacının önceden başlayan sigortalılığı 2926 sayılı yasaya tabi sigortalılık olduğundan tarım Bağ-Kur sigortalılığına üstünlük tanınması gerekeceği açıkça ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin davanın reddi yerine yazılı şekilde hatalı değerlendirme sonucu kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.12.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.