MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 20/06/2007-28/02/2011-13/09/2011-28/09/2011 tarihleri arasında primleri ödenmemiş Bağ-Kur 'luluğunun iptali ile borç olmadığının tespitiyle 01/10/2011 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısme n kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 20.06.2007-28.02.2011 ve 13.09.2011-28.09.2011 tarihleri arasında primleri ödenmemiş Bağ-Kur sigortalılığının iptali ve davacıya tahsis dilekçesinin verildiği 28.09.2011 tarihini takip eden 01.10.2011 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacı, ... oğlu, 02.04.1958 ... doğumlu ...'ün 20.06.2007 – 28.02.2011 tarihleri arasında primleri ödenmemiş bağ-kur sigortalılığının iptaline ve söz konusu süreye ilişkin davalı kuruma borcu olmadığının tespitine, davacının 13.09.2011 – 28.09.2011 tarihleri arasındaki süreye ilişkin talebinin reddine, davacının yaşlılık aylığı tahsis talep tarihi olan 05.10.2011 tarihini takip eden aybaşından itibaren kendisine 5510 sayılı yasanın 4/I-a (SSK) statüsünde yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 09/11/2001-22/11/2006 tarihleri arasında ve 25/01/2007 tarihinden itibaren devam eden vergi kaydının bulunduğu, davacının 09/11/2001-22/11/2006 tarihleri arasında Esnaf Bağ-Kur sigortalılığının bulunduğu, davalı Kuruma ibraz edilen 06/10/2011 İB formunda davacının 25/01/2007 tarihinde vergi kaydının başladığı bildirildiği, bu vergi kaydı nedeniyle 19/06/2007 tarihindeki SSK çıkışından sonra 20/06/2007 tarihinde esnaf Bağ-Kur sigortalılığının yeniden başlatıldığı ve 28/02/2011 tarihine kadar devam ettiği, SSK çalışmasının sona ermesinden sonra 13/09/2011 tarihi itibariyle Bağ-Kur sigortalılığının yeniden başlatılarak halen devam ettiği, 10.05.1988 – 10.12.1990 tarihleri arasında 380 gün, 15.04.1991 – 31.01.2001 tarihleri arasında 1900 gün, 25.11.2006 – 19.06.2007 tarihleri arasında 205 gün, 21.06.2007 – 12.09.2011 tarihleri arasında 1522 gün tarihleri arasında 506 sayılı Kanuna tabi çalışmasının bulunduğu, 01/03/2001-08/11/2001 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının olduğu, 06/03/1978-06/11/1979 tarihleri arasındaki 600 günlük askerlik süresini borçlandığı, 28/09/2011 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu ve Kurum tarafından herhangi bir cevap verilmediği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, 506 ve 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık statülerinin çakıştığı 21/06/2007-28/02/2011 tarihleri arasında hangi sigortalılık statüsüne üstünlük tanınacağı noktasında toplanmaktadır.
"Çakışan sigortalılık sorununu" gerek 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve gerekse 1479 Sayılı Bağ-kur Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp sigortalının önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasa sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerekir. Anılan yasanın 3. maddesinin I. ( F ) bendinde "Kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların" ( K ) bendinde ise. "Herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların" sigortalı sayılmayacağı" belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 Sayılı Bağ-Kur Kanunu'nun 24. maddesinin I. ve II. Fıkralarında da bir kimsenin Bağ-Kur kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında. başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp, önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır (03.10.2001 gün ve E: 2001/21-627, K: 2001/659 Sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı).
5510 sayılı yasanın 6111 sayılı yasanın 33. maddesi ile değişik 53. maddesinde “Sigortalının, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statüleri ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statüsüne aynı anda tabi olacak Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır.” hükmü yer almaktadır. 5510 sayılı yasanın 53. maddesinde 6111 sayılı yasanın 33. maddesi ile yapılan bu değişiklik 01/03/2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olup bu tarihten önceki süreler için uygulanamayacaktır.
5510 sayılı yasanın 53. maddesinin 6111 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki halinde ise; “Sigortalının, 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılır.” hükmü bulunmaktadır.
Somut olayda, davacının 25/01/2007 tarihinde vergi kaydının başlaması nedeniyle 19/06/2007 tarihindeki SSK çıkışından sonra 20/06/2007 tarihinde esnaf Bağ-Kur sigortalılığının yeniden başlatıldığı, SSK çalışmasının 21/06/2007 tarihinde başladığı, 5510 sayılı yasanın 4/1-a maddesi kapsamındaki (SSK) çalışması nedeniyle 28/02/2011 tarihinde çıkışı yapılarak 5510 sayılı yasanın 4/1-a maddesi kapsamındaki (SSK) çalışmasının 12/09/2011 tarihinde son bulmasından sonra vergi kaydı gereğince 13/09/2011 tarihinde 5510 sayılı yasanın 4/1-b maddesi kapsamındaki (Esnaf Bağ-Kur) sigortalılığının yeniden başlatıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre davacının 20/06/2007 tarihinde önce başlayan sigortalılığı 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılıktır. Bundan sonra 506 sayılı Kanuna tabi çalışmasının 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılığı sona erdirmeyeceği ortadadır. Ayrıca 5510 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği 01/10/2008 tarihinden sonra da bu yasanın 53. maddesi gereğince önce başlayan sigortalılık olan 4/1-b kapsamındaki (Esnaf Bağ-Kur) sigortalılığının devam ettirilmesi ve 5510 sayılı yasanın 6111 sayılı yasanın 33. maddesi ile değişik 53. maddesi gereğince de 5510 sayılı yasanın 4/1-a maddesi kapsamındaki (SSK) çalışması nedeniyle 28/02/2011 tarihinde çıkışı yapılarak 5510 sayılı yasanın 4/1-a maddesi kapsamındaki (SSK) çalışmasının 12/09/2011 tarihinde son bulmasından sonra vergi kaydı gereğince 13/09/2011 tarihinde 5510 sayılı yasanın 4/1-b maddesi kapsamındaki (Esnaf Bağ-Kur) sigortalılığının yeniden başlatılması da doğrudur. Bu duruma göre davacının yaşlılık aylığı talebinin de yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 2612/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy