MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 05/02/2008-10/11/2008 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacıların oğlu ... ’ün 05.02.2008 – 10.11.2008 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, tespit talep edilen dönemde ... ’ün öğrenci olduğu ve çıraklık statüsünde bulunduğu belirtilerek istemin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; ...’ün 05.02.2008 – 10.11.2008 tarihleri arasındaki dönem için hizmet tespiti talep ettiği ve bu dönemde 29.04.2008 tarihinde işyerinde kaza geçirdiğinin iddia edildiği, ...’ün 04.09.2008 tarihinden itibaren Çıraklık Eğitim Merkezinde kayıtlı olduğu, 19.12.2009 tarihinde devamsızlıktan dolayı sınıfta kaldığı ve kaydının silindiği, ...’ün velisi olan babası ile davalı işveren arasında 02.09.2008 tarihinde çıraklık sözleşmesi imzalandığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 3. Maddesinin II/B bendine göre, “Özel Kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları...” uygulanmamaktadır. Davada tespiti istenen dönemde 19.06.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Yasası yürürlüktedir. Belirtilen nedenlerle çıraklık ilişkisi, çıraklık sözleşmesini düzenleyen 3308 sayılı Yasa'daki koşullar dikkate alınarak irdelenmelidir.
Öncelikle bir kimseye çırak denebilmesi için o kimsenin durumunun bu özel kanunda çıraklar hakkında yapılan tarife ve nitelendirmeye uyması gerekir.
Taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının belirtilen devrede çırak olup-olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılarak karar verilmelidir. Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Öte yandan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları, tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Somut olayda; Mahkemece davacının tespit talep edilen dönemde çıraklık statüsünde olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, davacının çıraklık statüsünün tespit talep edilen süreden 7 ay sonra başladığı, davacının bu dönemde 29.04.2008 tarihinde işyerinde bir kazaya maruz kaldığı belirtilmesine rağmen, bu kaza ile ilgili olarak Kurumca işlem yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ne şekilde sonuçlandığının sorulmadığı, kaza ile ilgili ceza dava dosyasının getirtilmediği, dönem bordrolarında tanık olmasına rağmen resen tanık seçilerek dinlenilmediği görülmüştür.
Yapılacak iş; ...’ün 29.04.2008 tarihinde işyerinde maruz kaldığı kaza ile ilgili olarak Kurumca işlem yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ne şekilde sonuçlandığının Kuruma sorulması, kaza ile ilgili ceza dava dosyasının getirtilmesi, dönem bordrolarından ihtilaflı dönemin tamamında kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurulması, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarının alınması, çalışmanın varlığının ispatından sonra 3308 sayılı Yasada belirtilen şartların gerçekleşip - gerçekleşmediği, çalışmanın bir mesleğin öğrenilmesine yönelik mi yoksa üretime yönelik mi olduğunu araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 24/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.