MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara toplanan deliller ile hükmün dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre davacıların tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davalıya ait Kazakistan'daki inşaat şantiyesinde kalıpçı ustası olarak çalışırken iş kazası sonucu vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacıların murisinin, davalıya ait Kazakistan'daki inşaat şantiyesinde kalıpçı ustası olarak çalışırken geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiği; davalı tarafça mahkemeye sunulan ve davacı tarafından itiraz edilmemiş olan 28.12.2005 tarihli “İbraname” başlıklı belge ile davacıların maddi ve manevi tazminat alacaklarına karşılık 90.000.00 TL aldıkları ve bunu kabul ettikleri anlaşılmaktadır.
Söz konusu belge içeriğinde açıklık bulunmamasına ve davalının ödemenin maddi ve manevi zararına karşılık eşit olarak yapıldığını beyan etmesine, davacının da aksi yönde beyanı ve delili olmamasına göre, ödemenin maddi ve manevi zararına karşılık eşit olarak yapıldığının mahkemece kabulü yerindedir.
3-Dava, 09.10.2005 tarihinde meydana gelen zararlandırıcı sigorta olayı sonucu vefat eden sigortalının eşi ve 3 çocuğunun maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Davacıların 28.12.2005 tarihli ibraname ile manevi tazminat karşılığında ödeme aldığı ise uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık manevi tazminatın bölünüp bölünmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten, hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. Başka bir anlatımla üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının dava konusu yapılması kalanın saklı tutulması olanağı yoktur. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez. Bir defada istenilmesi gerekir. Yargıtay H.G.K'nun 25.9.1996 gün ve 1996/21-397-637 karar ile 13.10.1999 gün ve 1999/21-684-818 sayılı kararı da bu dorultudadır.Bu nedenle davacıların manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmaldır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflardan davalıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden taraflardan davacılara yükletilmesine 20/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.