MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/05/2008-05/10/2009 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01.05.2008 – 05.10.2009 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile hükümde yazılı şekilde karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; ... sicil numaralı davalı işyerinin 01.07.2009 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamına alındığı, dava konusu dönemde davacı adına gerek davalı işyerinden gerekse de başka işyerinden çalışmanın bildirilmediği, 05.08.2009 tarihinde davalı işyerinde Kurum müfettişlerince yapılan denetimde davacının fiilen çalıştığının tespit edildiği, davalı işyerinden dolayı ... , ..., ... ’nın vergi mükellefi olduğu görülmüştür.
Adi ortaklıkların tüzel kişiliği olmadığından, adi ortaklık sözleşmesi, yeni bir hukuki varlığa vücut vermediği için, meydana gelen topluluğun bir bütün olarak medeni hakları kullanma yeteneği yoktur. Ortaklık dava ve taraf ehliyetine sahip olmadığı gibi, ona karşı da, dava açılamaz. Ortaklığı ilgilendiren haklar ve borçlar bakımından bütün ortakların birlikte davacı ve davalı olarak katılmaları gerekir.
Somut olayda; davacının çalışmalarının adi ortaklık şeklindeki işyerinde geçtiğinin iddia olunduğu, bu adi ortaklıktan dolayı vergi mükellefi olan ... , ..., ... ’nın ayrı ayrı taraf haline getirilmeden davaya devam edildiği, davacının çalışmasını doğrulayan davacı tanıklarının beyanları ile yetinildiği, müfettiş incelemesi sırasında davacı ile birlikte sigortasız çalıştığı anlaşılan ... ’nın tanık olarak beyanının alınmadığı, ayrıca resen tanık belirlenip dinlenilmediği, eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verildiği görülmüştür.
Yapılacak iş; davacının çalışmalarının geçtiği iddia olunan ... Spor Hizmetleri ... Ve Ortakları ünvanlı işyerinin ortakları olan ... , ..., ... arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğunu gözetip, yargılamanın her üç davalıya karşı yürütülmesi gerektiğini kabul ederek bu kişilerin davaya dahil edilmesi için davacıya önel vermek, bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra bu tarafların gösterdiği delilleri de toplamak, 05.08.2009 tarihinde davalı işyerinde Kurum müfettişlerince yapılan denetimde davacı ile birlikte sigortasız çalıştığı anlaşılan ... ’nın tanık olarak beyanını almak, ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.