MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 12/01/2009-09/07/2009 tarihleri arasında çalıştığının tespitiyle, işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, hizmet tespiti davasının reddine işçilik alacakları davasının tefrikine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 12.01.2009-09.07.2009 tarihleri arası Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti ile işçilik alaccakları istemine ilişkindir.
Mahkemece, hizmet tespiti davasının reddine, tazminat - alacak davasının tefrikine, karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 06.04.2009-08.07.2009tarihleri arasındaki çalışmalarının davalı işveren tarafından Kuruma bildirildiği, davacı ve davalı tanık beyanlarının alındığı ancak tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu ve yetersiz olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının davalı işyerinde ne iş yaptığı, ayda kaç gün çalıştığı, işe ne zaman başlayıp ne zaman bıraktığı hususunda ayrıntılı beyanlarına başvurulmadan, dinlenen tanık beyanlarının da davaya konu sürelerde davacının çalışıp çalışmadığı somut olgulara dayanacak şekilde, çelişki ve tereddüte mahal verilmeyecek biçimde olmadığından hükme esas almaya elverişli olmayan tanık beyanlarına itibar olunarak verilen karar hatalıdır.
Yapılacak iş, dava konusu dönem bordrolarında ihtilaflı dönemin tamamında kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle davalı işyerine komşu işyerlerini tespit edip bu işyerlerinin uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı çalışanları, yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, tanık beyanları arasındaki çelişkiyi gidermek ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra davacının çalışmasının sürekli çalışma olduğu anlaşılırsa sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 24/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.