MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde Mart 2000 - 05/11/2011 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 2000/3-5.11.2011 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, imzalı ücret bordroları, puantaj kayıtları ve ücretsiz izin belgeleri ve ibranemelerden davacının çalışma süresinin Kuruma tam olarak bildirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de, eksik inceleme ile kurulan hüküm hatalı olmuştur.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. ve 5510 sayılı Yasanın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Somut olayda, davacı adına 2009 yılında işe giriş bildirgesi verildiği, 14.12.2004-14.11.2011 tarihleri arasındaki bir kısım hizmetlerinin Kuruma bildirildiği, 4.6.2005 tarihinden sonrasına ilişkin imzalı ücretsiz izin belgesi, imzalı ve imzasız ibranamelerin bulunduğu tespit edilmiş ise de, davalı işyerinin 506 Yasa kapsamında olduğu ancak dönem bordrolarının istenilmediği, dinlenen tanıklar çalışmayı doğrulasa da, kayıtlara geçmiş kişilerden olup olmadığının tespit edilemediği ve dosya içerisindeki yazılı belgeler ile tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu, ancak bu çelişki giderilmeden sonuca gidildiği ve böylece çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmediği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş,mahkemece nizalı döneme ait dönem bordroları davalı Kurumdan celp edip, uyuşmazlık konusu dönemin tamamında çalışmış bordro tanıklarını tespit ederek dinlemek, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya bunların
tanıklığıyla yetinilmediği taktirde, SGK ilgili il müdürlüğünden, gerekirse zabıta, vergi dairesi ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu iş yeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, tanık beyanları arasındaki çelişkiyi gidermek ve davacının işe giriş ve çıkış sürelerini net belirlemek ve dosya içerisindeki davacının imzasını taşıyan ibranamenin kesin delil oluşturmayacağı hususu da dikkate alınıp, davacının ve tanıkların ibraname hususundaki beyanları alınarak gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2,6,9 ve 79/10 maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz Harcının istek halinde davacıya iadesine, 19/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.