MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 18.8.2005-6.3.2008 tarihleri arasında davalıya ait ticari minübüste şoför olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 18.8.2005-6.3.2008 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı işyerinin 506 sayılı Yasa kapsamında olmadığı, davacı adına verilmiş bir işe giriş bildirgesi ya da ücret bordrosunun bulunmadığı, davalı işyerinde yapılmış bir teftiş tutanağının da bulunmadığı anlaşılmaktadır
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda,İzmir 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/292, 2008/318 K sayılı dosyasında davacı ... vasisi baba ... hazırlıkta verdiği 6.3.2008 tarihli ifadesinde davacının şoförlük yaptığı iddia olunan davalı ... adına kayıtlı ... plaka sayılı minübüsü 3 yıl önce 4 yıllığına kiraladığını, kira bedeli olarak davalıya 26.000 TL ödediğini kira süresi dolmadan davalının aracı geri istediğini kendisini ise sözleşmenin sona ermesine 1 yıllık süre bulunduğunu ileri sürerek aracı teslim etmediğini davalıya 26.000 TL lik kira bedeli dışında her ay için 3.750.00 TL ödediğini ve davalının şikayeti üzerine araca zabıta tarafından el konulduğunu ileri sürmüştür.Davalı ... ise yine zabıta kanalıyla 6.3.2008 tarihli ifadesinden vasi ... ’ın ... plaka sayılı aracın şoförlüğünü yaptığını bir yıldan beri yanında şoför olarak çalıştığını kazandığı paranın %20 sini kendisinin aldığın %80’nin ise kendisine ödediğini ancak Şubat ayından itibaren kendisine hiç para getirmemesi nedeniyle aracın vasiden alınarak kendisine teslim edilmesini istediği anlaşılmıştır.
Gerek dinlenen tanık anlatımlarından gerekse trafik ceza tutanaklarından davacı ... ’ın davalıya ait ... plaka sayılı minübüsü şoför olarak kullandığı açıkça ortadadır.Ancak,bu kullanımın aracın davacı vasisi olan babası ... tarafından kiralanmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı üzerinde yeterince durulmadığı ve yeterli açıklığa kavuşturulmadığı;böylece işveren sıfatının davalıya mı ? yoksa vasi babaya mı ?ait olduğu hususlarının saptanmadığı gibi hizmet sözleşmesini unsurları olan davalı ile aralarında zaman ve bağımlılık unsurlarının oluşup oluşmadığı, davacıya ücretin kim tarafından ve ne şekilde ödendiği hususların da açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmaktadır.Bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirdiği, resen araştırma yapılmasının gerekeceği gözardı edilerek sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davalıdan sorularak davacı vasisi tarafından varlığı iddia olunan kira sözleşmesinin şartlarının süresinin, hasılat kirasının miktarının açıklattırılması, davacıdan da kira sözleşmesinin var olup olmadığının açıkça sorulması ve gerekirse isticvap hususunun düşünülmesi, daha önce dinlenilen tanıkların beyanlarına yeniden başvurularak ya da davanın kamu düzenini ilgilendirdiği de dikkate alınarak araştırmanın genişletilip bu dönemlerde çalışması bulunan komşu işyeri işverenleri ve bu işverenler tarafından çalışmaları Kuruma bildirilen kimseler zabıta marifetiyle belirlenip beyanlarına başvurulması, taraflar arasında kira sözleşmesi mi yoksa hizmet sözleşmesi mi ?olduğunun saptanarak hizmet sözleşmesinin başlangıç ve bitiş tarihlerinin hükme yetecek derecede açıklığa kavuşturulmasının gerekliliği, sadece davacının davalıya ait minübüsü şoför olarak kullanmasına ilişkin tanık beyanı ve trafik ceza tutanakların ile tespit yapılamayacağı hususu göz ardı edilmeden tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy