MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/06/1984-31/12/1994 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı ve davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı SGK'nun tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, murisi ... davalıya ait işyerinde 01.06.1984-31.12.1994 tarihleri arasında geçen ve SGK’na eksik bildirilen çalışmalarının tesbitini istemiştir.
Mahkemece, hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Anılan maddelerde; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde Mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilecekleri öngörülmüştür. Somut olayda davacının davalı işveren tarafından 15.05.1990-23.12.1990; 18.02.1991-31.12.1991; 15.01.1992-15.06.1992 ve 06.01.1993-31.12.1993 tarihleri arasında Kuruma kısmi ve kesintili bildiriminin yapıldığı, çalışmasının başka bir işyerinde çalışmayla kesintiye uğramadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. 506 sayılı Yasa'nın 79/10. maddesi gereği bu tür davaların 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerekir ise de, davacının 15.05.1990 tarihinden itibaren başka bir işverenin işyerinde çalışmaksızın iş aktinin sona erdiği tarihe kadar davalı işverene ait işyerinde çalıştığı yöntemince kanıtlandığı taktirde aynı işverene ait işyerindeki hizmet akti, 15.05.1990 tarihinden itibaren kesintisiz olarak devam ettiğinden ve davalı işverence verilen 15.05.1990 tarihli işe giriş bildirgesi 01.06.1984-31.12.1994 tarihleri
arasındaki dönem yönünden de hak düşürücü süreyi keseceğinden hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. (Yargıtay HGK'nun 23.6.2004 tarihli 2004/21-369 E., 2004/317 K.) Mahkemenin soruşturmayı genişletmek suretiyle ve olabildiğince delilleri toplaması, davanın esasını inceleyerek bir karar vermesi gerekmektedir.
Davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri Belediye olup bir kamu kuruluşudur. Bu nedenle, davalı işyerinde resmi kayıtlara dayanılması ve ücretlerin yazılı belge ile ödenmesi esastır. Kuruma bildirilmeyen dönemlerdeki ücret belgeleri ve bu dönemde davacıya ücret ödenip ödenmediği, ödeme yapılmışsa kim tarafından ödendiğinin araştırılması gerekir.
Yapılacak iş, davacının davalı işyerinde geçtiğini iddia ettiği çalışmasının sağlıklı bir şekilde belirlenmesi amacıyla, davacıdan, bu tarihler arasında ücret ödendiğini kanıtlayan belge olup olmadığını sormak ve var ise mahkemeye sunması için davacıya önel vermek, davalı işverenden bu dönemde ücret ödemesini hangi yöntemle yaptığını sormak, çalışmalarının eylemli olup olmadığını davalı işyerinin defter, kayıt ve ücret bordrolarından saptamak, bu tür belgelerde noksanlık varsa, bunun nedenini araştırmak, davacının ücretinin kim tarafından ve ne şekilde ödendiğini tespit etmek, davacının Belediye'de ne iş yaptığını tespit etmek, gerekirse Belediyede çalışan diğer kişilerin, muhasebecinin, davacının çalıştığı birimin müdürünün ve Belediye Başkanının tanık sıfatıyla bilgilerine başvurmak ve sonucuna göre bir karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.