MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, kurum işleminin iptaliyle hizmet cetvelindeki tüm çalışmalarının kendisine ait olduğunun ve 22/05/2006 tarihinden itibaren emekliliğinin tespitiyle emekli maaşı bağlanması gerektiğine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının yaşlılık aylığı tahsis talebini reddeden Kurum işleminin iptali ile hizmet cetvelindeki tüm çalışmaların davacıya ait olduğunun ve 22.05.2006 tarihi itibariyle davacının emekliliğinin tespitine ve emekli maaşı bağlanmasına karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 298/2.maddesine göre, gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysa 14.12.2011 günlü oturumda tefhim edilen kısa kararda, davacı yararına yürürlükte bulunan Avukatlık ücret tarifesine göre 1.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, denilmesine karşın gerekçeli kararda, davacı yararına yürürlükte bulunan Avukatlık ücret tarifesine göre 1.100,00 TL vekalet ücretinin davalı ve dahili davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle alınıp davacıya verilmesine, karar verilmesi nedeniyle kısa karar ile, gerekçeli kararın aykırı olduğu zaptın ve Kararın incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır.Öte yandan konuyla ilgili 10.4.1992 günü ve 991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır.
Diğer yandan, eski 1086 sayılı HUMK'nun 388/3. ve yeni 6100 sayılı HMK'nın 297.maddesi gereğince hükmün gerekçe bölümünde iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep gösterilmelidir. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiği hususu bir Anayasa emridir. Kararın gerekçesiz olması mutlak bir temyiz (bozma) sebebidir. Çünkü gerekçe hakimin tesbit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Hakim gerekçe sayesinde verdiği hükmün hukuka uygun olup olmadığını yani kendi kendini denetler. Yargıtay da bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir.
Somut olayda, mahkemece kararın gerekçesinde,davanın açılmasına neden olan olaylarda dahili davalı ...'ın bir kusurunun bulunmayıp, davadan haberdar olduğu tarihten itibaren de gerçeği saklamayacak şekilde beyanda bulunarak yargılamanın uzamasına da sebebiyet verilmediğinden dahili davalının vekalet ücreti ve yargılama giderinden sorumlu tutulmasına yer olmadığına işaret edildiği halde gerekçeli kararda dahili davalının avukatlık ücretinden müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduğu görülmektedir.Bu eksik ve çelişkili gerekçe ile hükmün hukuka uygun olup olmadığını denetlemek mümkün olmadığından kısa karar ile gerekçeli karar ve gerekçe ile karar arasında çelişki oluşturacak şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde,davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına 06.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.