MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, Kurumca düzenlenen ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı şirket, Davalı Kuruma ait ... Caddesi No:7 ... /... adresinde bulunan gayrimenkulde kiracı olarak bulunduğu 1.2.2003-31.1.2004 tarihleri arasındaki kira dönemi yönünden 800.250.29 TL kira farkı alacağı ve faizine ilişkin olarak gönderilen ödeme emrinin iptaline kara verilmesini istemiştir.
Mahkemece istemin kabulü ile alacağın tahsili için 6183 sayılı yasa hükümleri uyarınca takibat yapılabilmesi için takibe konu alacağın 6183 sayılı Yasanın 1.maddesinde belirtilen kamu alacağı niteliğinde olması gerektiği takip konusu alacağın ise davalı idarenin kira alacağına ilişkin olup 506 sayılı yasada belirlenen kamu alacakları arasında yer almadığı gerekçesiyle davaya konu ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
Uyuşmazlık görevli mahkemenin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.Mahkemelerin görevi kamu düzeni ile ilgili olup kıyas veya yorum yolu ile genişletilmesi ya da değiştirilmesi mümkün değildir.Yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmelidir.İş Mahkemeleri 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş olan istisnai nitelikteki özel mahkemelerdir. 506 sayılı Yasanın 80.maddesinin 7.bendinde kurum alacaklarının tahsilinde 21.7.1953 tarih ve 6183 sayılı Kanun uygulamasından doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesinde alacaklı sigorta Müdürlüğünün bulunduğu yer İş Mahkemesinde görüleceğini” kurala bağlamıştır.
Somut olayda davalı Kurumun alacağı 506 sayılı Yasadan kaynaklanan kamu alacağı niteliği taşımayıp özel hukuk ilişkisinden kaynaklanan kira alacağına ilişkin olup bundan doğan ihtilafların dava değerine göre genel mahkemelerde görülmesi gerekeceği açıktır. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın uyuşmazlığın genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiğinden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde,davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06/06/2013 gününde çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davanın konusu, süresinde ödenmeyen kuruma ait gayri menkullerin fark kira alacağının tahsili için kiralayan davacı belediyeye 6183 yasaya göre çıkartılan 08/02/2005 tarih ve 018069 sayılı ödeme emrinin iptali istemidir.
Mahkeme istem kabul edilerek ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
Yüksek daire kurumun temyizi üzerine yapılan incelemesinde, dava konusu borcun 506 sayılı yasadan kaynaklanan kamu alacağı niteliğini taşımayıp özel Hukuk ilişkisinden kaynaklanan kira alacağına ilişkin olduğu bu tür davaların genel hükümlere göre Asli Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerektiği yolunda bozma kararı vermiştir.
Davanın konusu olan ödeme emri 08/02/2005'de tanzim edilmiş olup muhatabına 17/02/2005'te tepliğ edilmiştir. Bu durumda dava konusu kira borcu 01/02/2003- 31/01/2004 tarihleri arasıdır. Bu tarihte kuruma ait 09/07/1945 tarihli 4792 sayılı teşkilat yasası henüz yürürlüktedir. Bu yasanın 19. maddesi 07/06/1994 tarihli 3995 sayılı yasa ile yapılan değişiklikle kurumun gelirleri sayılmıştır. E fıkrasında gayri menkul kira gelirleri yer almaktadır ve son fıkrasında da “ süresi içerisinde ödenmeyen gelirler kurum alacağına dönüşür ve 17/07/1964 tarih ve 506 sayılı kanunun 80. maddesine göre geçikme zammı uygulanır”hükmü yer almaktadır. Atıfta bulunulan 506 sayılı yasanın 80. maddesinde görevli mahkeme gösterilmekte ve 6183 sayılı yasaya göre yapılan takiplerde uyuşmazlığın inceleme yerinin iş mahkemeleri olduğu yazılı bulunmaktadır.
4792 sayılı yasa, 5502 sayılı yeni teşkilat yasasının 43. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ise de davanın konusu olan kira dönemi ve takip tarihi itibari ile düzenlenen ödeme emri ve hukuki işlemler yürürlükten kaldırılma tarihinden önceki döneme ait olduğu gibi itiraz puresedürleri de bu yasaya göre gerçekleştirilmiştir. Takip hukukunda başlatılan işlemler kesilerek veya değiştirilerek başka bir usul işlemine geçilemez aksi halde kamu düzenine ait olan haklar zarara uğratılmış olur. Özellikle de 5502 sayılı yasanının bu uyuşmazlıkta uygulama yeri yoktur.
Uyuşmazlık için davacı ... tarafından öncelikle idare mahkemesine açılan iptal davası, kabul ile sonuçlanmış ise de Danıştay 10. Dairesinin temyiz incelemesi sonucu hüküm görev yönünden bozulmuştur 6183 sayılı yasadan kaynaknalanan uyuşmazlıkların görülme yerinin iş mahkemeleri olacağı hususu gerekçede belirtilmiştir. Bozma üzerine yapılan ikinci yargılamada 7. İdari Mahkemesi bozmaya uyarak görevsizlik kararı vermiş ve kararında iş mahkemesinin görevli olacağını vurgulamıştır. Bozma kararı üzerine eldeki iş bu dava iş mahkemesine açılmıştır.
Davanın konusu kuruma ait gayri menkulün ödenmeyen kira borcu için yapılan takibe itirazdır ve süresinde ödenmediği için 4792 sayılı yasanın 19. maddesine göre kurum alacağına dönüşmüştür. 6183 sayılı yasa ile takip yapılması mutlaktır, bu nedenle de uyuşmazlığın çözümlenme yeri 506/80'ne göre iş mahkemesidir.
Diğer yandan, yüksek daire yerel mahkeme kararını görev yönünden bozarken yukarıda sayılan yasaları gerekçede tartışmamıştır. Yerel mahkeme iş mahkemesinin görevini benimseyerek esas hakkında hüküm kurmuş ise de bu hüküm görevin benimsenmesi yönünden doğru olmakla birlikte esas yönünden eksik ve hatalı bulunmaktadır. Belediye vekili cevabında kurum ile kira borcu konusunda bir anlaşmaya vardıklarını ve borcu bir takvime dayalı olarak ödemeye devam ettiklerini beyan ettiğinden bu ödemelerin sonuçlanıp sonuçlanmadığı araştırılmamış olup ödenmesi halinde de davanın konusuz kalma yönü mahkemece değerlendirilmemiştir.
Yukarıda anlatılan gerekçelerle yüksek daire çoğunluğunun görevsizlik yönündeki bozma gerekçesine katılamamakla birlikte, yerel mahkemenin de görevi benimsemesine rağmen esas yönünden de anlatılan eksikleri girdermediğinden değişik gerekçe ile kararın bozulması gerekeçeği görüşündeyim.
Full & Egal Universal Law Academy