MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/01/2001-05/04/2007 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalıya ait otel işyerinde kat görevlisi (temizlikçi) olarak 01.01.2001-05.04.2007 tarihleri arasında geçen ve SGK’na eksik bildirilen çalışmalarının tesbitini istemiştir.
Mahkemece, “davacının 01.01.2001-09.05.2002 dönemi ile ilgili hizmet tespiti taleplerinin hak düşürücü süreye uğraması nedeni ile reddine ve 09.05.2002-09.09.2002 arasındaki dönem yönünden ise davanın kanıtlanamadığından reddine” karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak varılmıştır.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesidir. Anılan maddede; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde Mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilecekleri öngörülmüştür. Somut olayda davacının, 09.09.2002 tarihinden itibaren 05.04.2007 tarihine kadar SGK'na bildirildiği, çalışmasının başka bir işyerinde çalışmayla kesintiye uğramadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. 506 sayılı Yasa'nın 79/10. maddesi gereği bu tür davaların 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerekir ise de, davacının 2002 yılından itibaren başka bir işverenin işyerinde çalışmaksızın iş aktinin sona erdiği tarihe kadar davalı işverene ait işyerinde çalıştığı ve aynı işverene ait işyerindeki hizmet akti, 2002 yılından itibaren kesintisiz olarak devam ettiğinden ve davalı işverence verilen 09.09.2002 tarihli işe giriş bildirgesi 01.01.2001-05.04.2007 tarihleri arasındaki dönem yönünden de hak düşürücü süreyi keseceğinden hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. (Yargıtay HGK'nun 23.6.2004 tarihli 2004/21-369 E., 2004/317 K. )
Öte yandan davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tesbit davasının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması,
sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne var ki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Mahkemenin bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiğini göz önünde tutarak gerektiğinde; doğrudan soruşturmayı genişletmek suretiyle ve olabildiğince delilleri toplaması gerekmektedir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; davacının davalıya ait işyerinden 09.09.2002-05.04.2007 devresindeki çalışmaları SGK'na bildirilmiştir. 01.01.2001-09.09.2002 tarihleri arasındaki döneme ilişkin bordrolarda isimleri bulunmayan davacı tanıkları da davacının davalılara ait aynı işyerinde temizlik işçisi olarak Nisan ya da Mayıs 2001 tarihinden itibaren aralıksız çalıştığını doğrulamaktadırlar. Davalı işveren tanıkları ise davacının 2002 yılında çalıştığını beyan etmekte, davalı tanıklarından ... ise davacının SGK'na 09.09.2002 tarihinden itibaren çalışmaları bildirilmesine rağmen 2003 yılında işe başladığını, mevcut bildirimle dahi tutarsız şekilde beyanda bulunması davalı ve davacı tanıklarının beyanları arasında çelişkiler olduğunu göstermektedir.
Yapılacak iş; tanık anlatımları arasındaki çelişkinin giderilmesi için davalı işverene ait bu işyerinden SGK'na verilen tüm dönem bordrolarında kayıtlı, tarafsız, diğer işyeri çalışanlarının, bu tanıkların beyanları ile yetinilmezse zabıta marifetiyle tespit edilecek işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde çalışma tarihinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, işyerindeki ve davalılara ait işyerlerinde gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra ve olayda çalışmanın kesintiye uğramaması nedeniyle 01.01.2001-09.05.2002 tarihleri arasındaki dönem yönünden hak düşürücü sürenin geçmemiş olduğu da dikkate alınarak, tüm deliller toplandıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yanlış değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 06/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy