MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, Haziran 2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, ödenmeyen aylıkların yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava; davacının 01/06/2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti ve 01/06/2006-31/12/2006 tarihleri arasında ödenmesi gereken birikmiş yaşlılık aylığından fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak şimdilik 4.000.00 TL alacağının ödenmesi gereken tarihten itibaren faiziyle tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne ilişkin verilen 31/03/2009 tarihli karar Dairemizin 06/05/2010 tarihli kararı ile, davacının 4447 sayılı Yasa'nın 39.maddesi ile 1479 sayılı Yasa'ya eklenen geçici 10 maddesinin yürürlüğe girdiği 08/09/1999 tarihinde Türkiye’de 1479 sayılı Yasa Kapsamında sigortalı olarak çalışması bulunmadığı gibi bu tarihte 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılmış bir borçlanması da bulunmadığı, bu durumda davacının yaşlılık aylığı bağlanma koşullarının 3201 sayılı Yasa kapsamında Kuruma borçlanmanın yapıldığı 22/05/2006 tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Yasa'nın 35/...maddesine göre değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 08/09/1984-08/09/2004 tarihleri arasında ...'da ev hanımı olarak geçen 20 yıllık süreyi 3201 sayılı Yasa gereğince ...'a borçlanarak 22/05/2006 tarihinde ödediği, 22/05/2006 tarihli sigorta dosyası içinde bulunan dilekçesinde "emekliliğimi bekliyorum" şeklinde beyanda bulunduğu, davalı Kurumca ödeme tarihinden borçlanılan gün sayısı kadar geriye gidilerek sigorta başlangıç tarihinin 22/05/1986 olarak belirlendiği, Türkiye'de hizmetinin bulunmadığı davalı Kurumca 08/12/2006 tarihinde sonradan verdiği dilekçe nazara alınarak 01/01/2007 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı, 07/03/1958 doğumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Her ne kadar bozma kararına uyma usulü kazanılmış hak doğurur ise de, usulü kazanılmış hakkı ortadan kaldıran yeni bir içtihadı birleştirme kararının çıkması, geçmişe etkili yeni bir yasanın yürürlüğe girmesi, usulü kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken yasa hükmünün Anayasa Mahkemesi tarafından iptali, maddi hataya dayalı bir bozma kararına uyma gibi durumlar usulü kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2004/21-298 E. 2004/252 K., 2003/11-277 E. 2003/295 K., 2006/15-275 E. 2006/366 K., 2001/2-430 E. 2001/ 432 K., 2006/4- 519 E. 2006/ 527 K. no lu kararları da bu yöndedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20/10/2010 gün ve 2010/10-499E, 2010/532K sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; daha önce sigortalı olarak Türkiye'de tescili olmayanların 506 Sayılı Kanunun Geçici 81.maddesinin yürürlük tarihinden sonrasına ve yürürlük tarihinden öncesine ait devreye ilişkin olarak yapacakları borçlanmaların; Geçici 81.madde uygulamasında gözetilmesi gerekmektedir.
Somut olayda Dairemizin 06/05/2010 tarihli bozma kararı maddi hataya dayalı olup kamu düzenine ilişkin bu davada davalı yararına usuli kazanılmış hak yaratmayacaktır.
Somut olayda, 07/03/1958 doğumlu doğumlu davacının 22/05/2006 tahsis talep tarihi itibariyle 08/09/1984-08/09/2004 tarihleri arasında 20 yıllık süreyi 3201 sayılı Yasa gereğince ...'a borçlandığı, davacının yaşlılık aylığı şartlarının oluştuğu, Dairemiz bozma kararının maddi hataya dayalı olduğu ve kamu düzenini ilgilendiren bu davada davalı yararına usulü kazanılmış hak yaratmayacağı anlaşılmakla mahkemece davacının 01/06/2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy