MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 17/06/1980-07/12/2004 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 17.06.1980-07.12.2004 tarihleri arasında davalı işyerinde bekçi olarak geçen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının ... Köyü Muhtarlığında 17/06/1980-07/12/2004 tarihleri arasında asgari ücretle çalıştığının tespitine, davacının ... yönüyle açmış olduğu davasının feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun ispatı konusunda, mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş
çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacıya ait hizmet cetvelinin dosya içinde olmadığı, kaymakamlık yazı cevabıyla bekçi seçim mazbatasının olmadığının bildirildiği, 04.05.2000 tarihli muhtar ve aza imzalı bekçi seçim mazbatası evrakından, davacının 2000 senesi için 4000kg kaarşılğında bekçilik yaptığının, 24.11.1982 tarihinden sonraki köy karar defter fotokopilerinden 23.02.1990 tarihli kararda davacının bekçi olarak imzasının olduğu, 1991 ve 1992 tarihlerinin bazı aylarında davacının imzalarınınn olduğu fakat hangi sıfatla imza attığının anlaşılamadığı, nizalı dönemdeki muhtar ve aza beyanlarıyla davacının isddiasının doğrulandığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda mahkemece fiili çalışmanın varlığı yeterince araştırılmadan davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş; davacıya ait hizmet cetvelinin Kurumdan getirtilerek başkaca çalışmalarının olup olmadığı araştırılarak, başka işyerinde geçen çalışmaların bulunması halinde tespiti istenilen süreler için hakdüşürücü süreyi değerlendirmek, davacının SSK’lı veya Bağ-Kur’luluk kaydının olup olmadığını da Kurumdan sormak, nizalı dönemde Milyanlısoku Köyü’nde çalışmaları bulunan imamların Müftülük’ten, öğretmenlerin Milli Eğitim Müdürlüğü’nden sorularak isimleri bildirilecek kişilerin tanık olarak köyde başkaca bekçi olup olmadığı ve davacınınn çalışmalarına dair beyanlarına başvurmak, zabıta marifetiyle uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen diğer resmi kayıtlı çalışanların araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde,davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ :Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 04.06.2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy