MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, müteveffa oğlu ... dolayı hak ettiği tarihten itibaren ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, babasının ölümünden dolayı 20.6.2005 tarihinden geçerli olmak üzere ölüm aylığı alan davacının 22.9.2009 tarihinde ölen oğlundan dolayı aylık bağlanmasına ilişkin istemin reddine ilişkin 21.4.2010 tarihli Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile malullük aylığı almakta iken bekar olarak 22.9.2009 tarihinde ölen oğlu ...’dan dolayı 5510 sayılı Kanunun 34/b madde hükmüne göre 1.10.2009 tarihinden geçerli olmak üzere aylık bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelere göre; 1.7.1975 tarihinde SSK'dan emekli olan davacının babası ...’nın 23.5.2005 tarihinde vefatı üzerine davacıya 3/1031203 tahsis numarası ile 20.6.2005 tarihinden geçerli olmak üzere ölüm sigortasından aylık bağlandığı dava tarihi itibariyle bu aylığın ödenmeye devam ettiği, bu kez 1.6.1996-28.8.2009 tarihleri arasında 506 sayılı Yasaya tabi sigortalı olan oğlu ...’un 9.9.2009 tarihli başvurusu üzerine 1.10.2009 tarihinden geçerli olmak üzere malullük sigortasından maluliyet aylığı bağlandığı adı geçenin bekar olarak 22.9.2009 tarihinde öldüğü, oğlundan dolayı ölüm sigortasından aylık bağlanmasını isteyen davacının başvurusu üzerine Kurum tarafından 21.4.2010 tarihli yazı ile davacının başvurusu, 5510 sayılı Yasanın 34/d maddesi uyarınca babası ...'dan aldığı gerekçe gösterilerek reddedildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, babasının ölümünden dolayı yetim aylığı almakta olan davacının aynı zamanda murisi oğlundan dolayı da aylık alıp alamayacağı noktasında toplanmaktadır. Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın 5754 sayılı Yasanın 21.maddesi ile değişik 34/d maddesidir.Anılan maddede “Hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunması halinde ana ve babaya çalışmaması ve gelir ve aylık bağlanmamış olması halinde %25’i oranında ;çalışmayan anne ve babanın 65 yaşın üstünde olması, gelir ve aylık bağlanmamış olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın %25’i oranda aylık bağlanacağı “hüküm altına alınmıştır. Görüldüğü üzere vefat eden sigortalının ana ve babasına aylık bağlanması için ana ve babanın “her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir aylık bağlanmamış olması şartı öngörülmüştür. 5510 sayılı Yasadan önce yürürlükte bulunun, 506 sayılı yasanın 29/07/2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Yasa ile değişik 69. Maddesinde "her ne ad altında olursa olsun gelir ve aylık almama" koşuluna yer vermiştir. Yasanın açık hükmü uyarınca davacı babasından dolayı gelir ve aylık aldığından vefat eden oğlundan dolayı aylık alamayacaktır.Kurum işlemi 5510 sayılı Yasanın 34/d maddesine uygun bulunduğundan davanın reddi yerine aksine düşüncelerle kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 17.06.2013 oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
Davacıya 2005'te SSK emeklisi babasından dolayı bekar ve çalışmayan kız coçuğu (hak sahibi yetim ) olduğu için 4958 sayılı yasa ile değişik 506 sayılı yasanın 68. maddesine göre ölüm aylığı bağlanmıştır.
Bu kerre 2009 yılında malüliyet aylığı almakta iken ölen tek ve bekar oğlundan ötürü davacı hak sahibi olarak ölüm aylığı bağlanmasını talep etmektedir.
Mahkemece şartlar araştırılıp değerlendirilmiş davacının isteminin kabulü yolunda hüküm kurulmuştur.
Bu karar yüksek dairenin temyiz incelemesi sonrasında yasal dayanağı olan 5510 sayılı Yasanın 34. maddesi hükümleri gereğince 2. aylığa hak kazanılamıyacağı yolunda görüş belirtilerek hüküm bozulmuştur.
Uyuşmazlık, davacının hem babasından bağlanmış olan, hemde bekar vefat eden tek evladından dolayı bağlanacak aylığı aynı anda hak edip etmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Davacıya 20/06/2005 babasından dolayı bağlanan ölüm aylığının kesilme şartların somut olaya göre irdelenmesi gerekmektedir. 506 sayılı yasanın 68. maddesinin VI. Fıkrası ve 09/07/2005 tarihli 25870 sayılı resmi gazete'de yayımlanan 5386 sayılı Yasa ile 506 sayılı Yasanın 121. maddesine eklenen Geçici 91. fıkradır. Ancak geçici 91. fıkranın dava konusu ile doğrudan ilgisi henüz yoktur. Anılan bu yasa ile yapılan değişiklik de göz önünde bulundurularak aylık kesme sebebleri arasında hak sahibinin evlenmesi, kendi çalışmalarından dolayı üçret alması veya bu çalışmalar gereğince aylık veya gelir bağlanmış olması nedenleri sayılmaktadır. Konu ile ilgili yasal dayanaklar arasına 5510 sayılı Yasanın 34. maddesinin d fıkrasının alınmasının yanı sıra 506 sayılı Yasanın 68. maddesinin VI. fıkrasının ve 11/07/2005 tarihli ek genelgenin ilave edilmesi gerekmektedir. Davacının çalışması ve buralardan gelir ve aylık bağlatması gibi bir durum söz konusu değildir. 5386 sayılı yasanın yürürlüğünden önce kız çocukları için bağlanan aylıklardan kesilenlerin telafi edilmesi ve tekrar bağlanması için getirilmiş bir yasadır. 2003 yılında 4958 sayılı yasa ile getirilen aylık kesmeye ilişkin ani ve keskin uygulamanın yumşatılması amaçlı yapılan bir geçiş hükmüdür. Bu yumuşatılmış uygulamanın nasıl gerçekleştirileceğine dair 11/07/2005 tarihinde yayımlanan 12-146. Ek genelge de 5386 sayılı Yasanın uygulamasına ayrıntı katılmıştır. Bu genelgenin (A) bölümünün 1. maddesinin c fıkrasında aylık bağlanan kız çocuklarının durumları irdelenerek .... hak sahipleri arasında eşitliğin sağlanması amacıyla 06/08/2003-31/12/2005 tarihleri arasında ölen sigortalılardan dolayı tahsis talebinde bulunup red edilenler ile bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra talepte bulunanlara diğer sosyal Güvenlik Kuruluşlarından kendi çalışmaları dışında gelir ve aylık almaları halinde de gelir-aylık bağlanacaktır denmektedir... Bu anlatımdan bağlanan aylıkların kesilmemesi için tamamen hak sahibinin kendi çalışmasından dolayı bir gelir ve aylık bağlanmamış olma olgusu aranmaktadır.
Bu tespit yapıldıktan sonra ve babanın ölümünün 31/12/2005'ten önce vuku bulduğu hususu göz önünde bulundurularak, bağlanan aylığın kesilmesine gerek bulunmadığı da saptandıktan sonra, yüksek dairenin gerekçesini dayandırdığı 5510 sayılı Yasanan 34. maddesinin d fıkrasındaki halin (söz edilen aylığın) davacının durumu ile ilişkilendirildiğinde hala 2. aylığı hak edip etmeyeceğinin gözden geçirmesi gerekmektedir. Esasen bu maddenin (d) fıkrası ile 506 sayılı Yasanın 68. maddesinin VI. bendi ile ilişkilendirilerek beraberlik taşınmakta olduğu görülecektir. VI. Fıkradaki özellikler sonradan yürürlüğe giren 34-d deki mevcut ifadelerle korunmuştur. Çünkü yasakoyucu hernekadar akla gelebilecek tüm ihtimalleri yasa yaparken sıralamakta ve karşılığını sağlamaya çalışmakta ise de mutlaka eksik kalan, karşılanamayan ihtimallerin varlığı söz konusu olacaktır. Somut olayda da
birinci bağlanan aylığa dayanağı olan ölüm olgusu 5510 sayılı Yasanın yürürlüğünden önce 2005'te ... vuku bulmuş olup ikinci ölüm (bekar evlat) 2009 yılında 5510 sayılı Yasanın yürürlüğü vuku bulmuştur. Geçiş hükümlerine ait kurallar göz önüne alındığında her iki yasada da hakların korunacağı bilinmektedir. Bu durumda davacının tek ve bekar evladından bağlanacak 2. aylığın hak edilmesine engel hal bulunmamaktadır. (d) fıkrasında aranan davacının asgari ücretin üzerinde gelir ve iradı bulunmadığı gibi kendi çalışmasından kaynaklanan bağlanmış gelir ve aylığı da söz konusu değildir. Bu fıkrada sözü geçen gelir ve aylığın niteliğinin tamamen 12-146 ek genelge de konu edilen ve açıklanan “kendi çalışmaları kaynaklı aylık ve gelirler” olduğu açıkça görülmektedir. Aylık veya gelirin hak sahibi sıfatıyla bağlanmış aylıklarla ilişkilendirilmemesi gerekmektedir. Böylece davacıya ikinci aylığın bağlanmasına engel teşkil edilecek bir husus bulunmamaktadır. Eğer iki ölümün 5510 sayılı Yasanın yürürlüğünden önce veya sonrasında gerçekleşmiş bulunması halinde ise yukarıda anlatılanların ve II. aylığın kazanılması halleri farklı olacaktı.
SONUÇ. Yukarıda anlatılan nedenlerle hem babasından 2005 bağlanan ölüm aylığının hem de 2009 da ölen bekar evladından bağlanacak ölüm aylığını almaya hak kazandığı görüşünde bulunulduğundan bu yönde hüküm kuran yerel mahkeme kararını isabetli bularak aksi yöndeki yüksek daire çoğunluluğunun bozma yönündeki görüşüne katılamamaktayım.
Full & Egal Universal Law Academy