MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 06/03/1989-01/05/1991 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun ve 01/12/2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine.
2- Dava, davacının 06.03.1989-01.05.1991 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti ile 01.12.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, davacının 06.03.1989-01.05.1991 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun ve 01.12.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 01.06.1986 tarihinde başlayan vergi kaydı nedeniyle sigortalılığının başlatıldığı, oto elektrikçisi faaliyeti nedeniyle 08.01.1986-30.01.1987, 27.01.1989-06.03.1989 tarihleri arasında ve 01.05.1991 tarihinden itibaren devam eden vergi kaydının bulunduğu, SGK yazı cevabına göre davacının Suudi Arabistan’daki çalışması nedeniyle 14.11.1989-14.07.1990 tarihleri arasındaki 241 gün süren hizmetlerini 3201 sayılı yasa uyarınca borçlanma işlemi yaptığı, Riyad Büyükelçiliği’nin 24.10.2009 tarihli yazı cevabında davacının 14.11.1989-14.07.1990 tarihleri arasında Suudi işverenler nezdinde çalıştığının belirtildiği, Hatay Sosyal Güvenlik Merkezi’nin 06.05.2011 tarihli yazısına göre prim borcu nedeniyle davacı aleyhine Hatay 2. İcra Müdürlüğü’nün 1995/3307 sayılı dosyası ile icra takibi yürütüldüğü, takibe konu borçların hangi dönemleri kapsadığının tespit edilemediğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunun 6. maddesi ile değişik 1479 sayılı Kanunun 24. maddesinde; zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olmak için, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olma, gelir vergisinden muaf olanların da meslek kuruluşuna kayıtlı olması hükmü
yer almaktadır. Yine, 22.03.1985 tarihinde 3165 sayılı Kanunla getirilen düzenleme ile de; kendi nam ve hesabına çalışanlardan vergi mükellefi olan, esnaf siciline veya meslek kuruluşuna kaydı olanların Bağ- Kur sigortalısı olacağı belirtilmiştir.
Yapılacak iş; prim borcu nedeniyle davacı aleyhine yürütülen icra takibinin ilgili kuruluşlardan detaylıca araştırılması ile bağ-kur sigortalısı olmanın koşulu kendi nam ve hesabına çalışma olgusu olduğundan, davacının Suudi Arabistan’daki 14.11.1989-14.07.1990 tarihleri arasındaki 241 gün süreli hizmetleri sırasında kendi nam ve hesabına çalıştığı kabul edilmeyeceğinden, 3201 sayılı yasa gereğince borçlanılan bu sürelerin dışlanması ile yaşlılık aylığı talebinin buna göre tespit edilmesinden ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy