MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde Nisan 1999 - Ekim 2009 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 1999 yılı Nisan ayından 2009 yılı Ekim ayına kadar davalı Muhtarlığında köy bekçisi olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile hükümde yazılı şekilde karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işyerinin 1.8.1966 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında olduğu, davalı işverence davacı adına işe giriş bildirgesinin verilmediği, davalı işyerinden davacının 11.5.2009 – 25.10.2009 tarih aralığındaki çalışmalarının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; köy karar defterlerinin getirtilmediği, davacının çalışma olgusu ile yaptığı işin nitelik, süre ve ücretinin araştırılmadığı, İlçe Jandarma Komutanlığından köy bekçisi olarak davacıya silah teslimi yapılıp yapılmadığı, silah teslim edilmişse hangi yılları kapsadığı, İlçe Kaymakamlığından davacının tespiti istenen dönemlerde köy bekçisi olarak kaydının bulunup bulunmadığının sorulmadığı, dinlenen tanıkların davacı tanıkları olduğu ve uyuşmazlığa konu dönemde davacının bekçilik yaptığını iddia ettiği köyden olup olmadığının araştırılmadığı, buna göre çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmediği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, ihtilaflı dönemde köy muhtarı ve ihtiyar heyeti olarak çalışan kişilerin açık kimlik bilgilerini ve tebligata yarar açık adreslerini Kaymakamlık aracılığı ile veya zabıta araştırması yapmak sureti ile belirleyip bu kişileri kamu tanığı sıfatı ile dinlemek, köy karar defterini getirterek incelemek ve davacının köy bekçisi olarak çalışmasına ilişkin karar alınıp alınmadığı ve buna dair kayıt olup olmadığını araştırmak, İlçe Jandarma Komutanlığından köy bekçisi olarak davacıya silah teslimi yapılıp yapılmadığı, silah teslim edilmişse hangi yılları kapsadığı, İlçe Kaymakamlığından davacının tespiti istenen dönemlerde köy bekçisi olarak kaydının bulunup bulunmadığını sormak, davacının yaptığı işin niteliği, süresi ve ücretini hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak bir biçimde belirleyerek karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde Muhtarlığı'na iadesine, 18.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.