MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, Kuruma borcu olmadığının tespitine, ödemek zorunda olduğu prim ve gecikme zammının Kurumdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurum vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı, 24/07/2003 tarihinden 25/04/2006 tarihine kadar Bağ-Kur sigortalısı olduğunu, yaşlılık aylığı için Kuruma başvurduğunda kendisine prim borcu çıkartıldığını, aylık bağlanabilmesi için bu miktarı Kuruma ödemek zorunda kaldığını, bu borcun Kurum tarafından yapılan basamak intibakından kaynaklandığını belirterek 13.224,78 TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile Kurumun 1479 sayılı kanunun 51. maddesindeki yükümlülüğü yerine getirmemesinden dolayı davacının ödemek zorunda olduğu 8.271,14 TL gecikme zammının davalı kurumdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının Bağ-Kur'a tescili sırasında geçmişe dönük hizmetlerini bildirip bildirmediği ve buna bağlı olarak da davalı Kurumun daha sonra resen intibak işlemi yapıp yapamayacağı hususunda toplanmaktadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 24/07/2003-25/04/2006 tarihleri arasında 2 yıl 9 ay 1 gün esnaf Bağ-Kur sigortalılığının bulunduğu, 07/10/2003 varide tarihle giriş bildirgesi ile 24/07/2003 tarihinde başlayan vergi kaydı gereğince 1. basamaktan sigortalılığının başlatıldığı, giriş bildirgesinde davacının Emekli Sandığına kesenek ödemediğini, SSK'ya prim ödediğini bildirdiği, davacının Kuruma verdiği 31/03/2006 tarihli dilekçesi ile 5867 gün SSK hizmetinin bulunduğunu bildirdiği, tahsis talebinden sonra hizmet birleştirmesi esnasında 167 gün daha SSK hizmetinin ve 360 gün Emekli Sandığı hizmetinin bulunduğunun tespit edilmesi üzerine basamak intibakı yapılarak 01/08/2003 tarihi itibariyle 15. basamağa yükseltildiği, basamak intibakından dolayı davacıya 8.021,43 TL prim borcu çıkartıldığı, davacı gecikme zammı ile birlikte 13.220,11 TL olan prim borcunu 22/11/2009 tarihinde ödediği ve bundan sonra hizmet birleştirmesi yapıldığı, davacının 09/06/1980-31/10/2009 arası 7294 gün SSK sigortalılığının bulunduğu, 15/08/1988-14/08/1989 arası 360 gün 90 gün fiili hizmet zammı ile birlikte toplam 450 gün Emekli Sandığı süresinin bulunduğu anlaşılmakta olup, 1479 sayılı Yasa'nın 4956 sayılı Yasa ile değişik 3. ve 4. fıkraları gereğince davalı Kurum tarafından yapılan intibak işlemlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Ne var ki, 19/01/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6385 sayılı Kanunun 11. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna Ek. 8. madde eklenmiş ve anılan Ek madde ile "1479 sayılı Kanun ve mülga 2926 sayılı Kanun kapsamında 01/10/2008 tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescili yapılan sigortalılardan, sigortalılık başlangıç veya bitiş tarihi değişenlerin daha önceden tespit edilmiş gelir basamakları ve bu basamakların yükselme tarihleri değiştirilmez. Bu sigortalılardan, tescil tarihi daha eski bir tarihe alınanların eski tescil tarihi ile yeni tescil tarihi arasındaki sigortalılık sürelerine ilişkin gelir basamağı, ilk defa tescil edildiği tarih itibarıyla seçtiği veya intibak ettirildiği basamak olarak kabul edilir.
Bu sigortalıların diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçen hizmet süreleri basamak tespitinde dikkate alınmaz." şeklinde düzenleme getirilmiştir. Bu yasa hükmünün elde devam eden uyuşmazlıklara da uygulanması gerektiğini kabul etmek zorunludur. Her ne kadar, 6385 sayılı Kanun'un 21/6 maddesi ile 6385 sayılı Kanun'un 11. Maddesi yürürlülük tarihinin 01/09/2013 olduğu kabul edilmiş ise de, aynı durumda olanlar arasında yaratılacak olan eşitsizlik ve hakkaniyet ilkeleri gözetildiğinde, mahkemece yürürlük tarihinin bekletici mesele yapılmasının uygun olacağı kanaatine varılmıştır.
Böyle olunca, mahkemece, 6385 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi bekletici mesele yapılarak, madde hükmü yürürlüğe girdiğinde, 5510 sayılı Kanun'a 6385 sayılı Kanun ile eklenen Ek 8. madde hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılıp sonuca gidilebilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 17/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy