MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, SGK'lı çalışmalarının kabulüyle Bağ-Kur terkinin 20/12/2005 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı; 05.12.2000 tarihi itibari ile şirket ortaklığı nedeni ile 1479 sayılı Yasa kapsamında tescilinin yapıldığını, ortağı olduğu şirketin bir kaç yıl faaliyet gösterdikten sonra gayrifaal hale geldiğini, şirket kapanışının yapılamadığını, 2005 yılından itibaren 506 sayılı Yasa kapsamında çalıştığını, ancak 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı nedeni ile 506 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının iptal edildiğini beyan ederek 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmalarının geçerli sayıldığının tespiti ile 20.12.2005 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olmadığının tespitini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile davacının, 05.12.2000 – 19.12.2005 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının limited şirket ortaklığından dolayı 28.06.2006 tarihinde, 05.02.2000 tarihi itibari ile tescilinin yapıldığı, davacının 05.02.2000 – 10.06.2010 tarihleri arası limited şirket ortağı olduğu, bu nedenle davalı Kurum'un davacıyı 05.02.2000 – 10.06.2010 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak kabul ettiği, davacının 01.06.1986 – 31.08.1987, 01.09.1987 – 01.12.1987, 18.04.1988 – 30.06.1988, 01.08.1989 – 30.04.1991, 01.09.1991 – 30.08.1992, 01.01.1994 – 30.04.1994, 01.09.1994 – 30.12.1994, 01.09.1995 – 30.12.1995, 20.12.2005 – 26.12.2008, 06.01.2009 – 25.08.2009, 01.11.2009 – 16.11.2009 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında çalışmalarının bulunduğu, vergi kaydı bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık; 506 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılıkların çakışması halinde hangisine öncelik verileceği noktasında toplanmaktadır.
"Çakışan sigortalılık sorununu" gerek 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve gerekse 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp sigortalının önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasal sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir ... kapsamında bulunmaması gerekir. 506 sayılı Yasanın 3. maddesinin I. ( F ) bendinde "Kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların" ( K ) bendinde ise. "Herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların" sigortalı sayılmayacağı" belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 Sayılı Bağ-Kur Kanunu'nun 24. maddesinin I. ve II. Fıkralarında da bir kimsenin Bağ-Kur kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında. başkaca ... kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp, önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır (3.10.2001 gün ve E: 2001/21-627, K: 2001/659 Sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı).
Somut olayda; 1479 sayılı Yasa'nın 4956 sayılı Yasa ile değişik 25/c maddesinde yer alan; “ şirket ile ilgisi kalmayanların çalışmalarına son verdikleri veya ilgilerinin kesileceği ” ve 25/e maddesinde yer alan; “ İflasına karar verilmiş olan tasfiye halindeki özel işletmeler ile şirket ortaklarının, özel işletmenin veya şirketin mahkemece tasfiyesine karar verildiği, iflasına karar verilmiş olan veya tasfiye halindeki özel işletmeler ile şirket ortaklarından hizmet akdi ile çalışanların çalışmaya başladığı tarih itibari ile Yasa kapsamındaki sigortalılıklarının sona ereceği ” ne ilişkin düzenlemeler ile yukarıda bahsedilen çakışan sigortalılığa ilişkin açıklamalar dikkate alınmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy