MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, yersiz ödenen yaşlılık aylıklarının faiziyle birlikte ve sağlık harcamalarının tahsiline yönelik Kurum işleminin yersiz olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, yersiz ödenen yaşlılık aylıklarının faiziyle birlikte ve sağlık harcamalarının tahsiline yönelik Kurum işleminin yersiz olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, açılan davanın 11/07/2011 tarihli bilirkişi raporundaki hesap miktarı baz alınarak kabulüne, bu itibarla; davacının davalı Kuruma yaşlılık aylığının kesilmesinden kaynaklı 8.624,83.-TL asıl alacak ve bu alacağa işlemiş faiz olan 3.279,39.-TL, sağlık harcaması iadesi ve tahsili talebinin yerinde olmadığının tespitie karar vermiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 02/11/1993-31/12/1994 ve 19/01/1995-02/07/2010 tarihleri arasında esnaf Bağ-Kur sigortalısı olduğu, 15/06/1993-01/11/1993 tarihleri arasında 96 gün 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının bulunduğu, yurt dışında geçen 3662 günü 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanarak bedelini ödediği, davacıya 23/10/2008 tarihli tahsis talebine göre 02/11/1993-31/12/1994 ve 19/01/1995-23/10/2008 tarihleri arasındaki 5373 gün Bağ-Kur, 96 gün SSK ve 3662 gün yurtdışı borçlanmasına göre 01/11/2008 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı, Kurum tarafından yazılan 14/06/2010 tarihli yazı ile haksız karne kullanımı nedeniyle 3.058,17 TL asıl alacak ve 221,22 TL faiz olmak üzere toplam 3.279,39 TL borcunun bulunduğunun ve 7 gün içinde ödemesi gerektiğinin bildirildiği, 30/03/2010 tarihli borç bildirim belgesinde yurtdışı hizmet borçlanması yaparak emekli olmasından sonra ticari faaliyetinin devam ettiği tespit edildiğinden maaşının iptal edildiğinin ve 8.624,83 TL borcunun bulunduğunun bildirildiği, davacının ticari faaliyetini sonlandırdıktan sonra 29/06/2010 tarihinde yeniden tahsis talebinde bulunduğu ve davacıya 02/11/1993-31/12/1994 ve 19/01/1995-29/06/2010 tarihleri arasındaki 5979 gün Bağ-Kur, 96 gün SSK ve 3662 gün yurtdışı borçlanmasına göre 01/07/2010 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, davacının yaşlılık aylığı almaya başladığı 01/11/2008 tarihinden sonra 5510 sayılı Yasa'nın 4/b (mülga 1479 sayılı Yasa) kapsamındaki çalışmalarının devam etmesi nedeniyle 3201 sayılı Yasa'nın 6. maddesinden yararlanarak bağlanan yaşlılık aylığının geri alınıp alınamayacağı noktasında toplanmaktadır.
14/09/2006 yaşlılık aylığı yazılı istek tarihinde yürürlükte bulunan, 5754 sayılı Yasa'nın 79. maddesi ile değişik 3201 sayılı Yasa'nın 6/B maddesine göre Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan Türkiye'de sigortalı çalışmaya başlayanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. 31.5.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primi hakkındaki hükümleri, bu Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlar için uygulanmaz.
3201 sayılı Yasa'nın 6/B maddesi 5997 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile değiştirilmiş olup Yasa'nın yürürlüğe girdiği 19.06.2010 tarihinden itibaren Türkiye'de sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar hakkında 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışılmasına ilişkin hükümleri uygulanır.
Somut olayda, 01/11/2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya başlayan davacının vergi kaydının yeniden başladığı ve 5510 sayılı Yasa'nın 4/b (mülga 1479 sayılı Yasa) kapsamındaki çalışmalarının devam ettiği ve böylece Türkiye'de çalışmaya devam ettiği anlaşılmakla 5754 sayılı Yasa'nın 79. maddesi ile değişik 3201 sayılı Yasa'nın 6/B maddesine göre davacının vergi kaydının başladığı tarihinden itibaren yaşlılık aylığı alması mümkün değildir. 3201 sayılı Yasa'nın 6/B maddesi 5997 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile değiştirilerek Yasa'nın yürürlüğe girdiği 19/06/2010 tarihinden itibaren Türkiye'de sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar hakkında 31/05/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışılmasına ilişkin hükümlerin uygulanacağı ifade edilmiş ise de bu kuralın Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten önceki uyuşmazlıklara uygulanması mümkün değildir. Bu durum Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/06/2012 tarih 2012/1-196 Esas 2012/396 Karar sayılı kararında da belirtilmektedir.
Bu nedenle Kurumun vergi kaydının başladığı tarihinden itibaren ödenen yaşlılık aylığı ve faizinden oluşan miktarı geri istemesi yerinde olup dosyadaki belgelerden davacının vergi kaydının hangi tarihte başladığı anlaşılamamakta olup davacının 3201 sayılı yasaya göre yaptığı yurt dışı borçlanmasına ilişkin bilgi ve belgelerde dosya içerisinde bulunmamaktadır.
Yapılacak iş, ilk olarak davacının vergi kayıt tarihleri ile 3201 sayılı Yasaya göre yaptığı yurt dışı borçlanmasına ilişkin bilgi ve belgeleri getirtmek ve 01/11/2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya başlayan davacının 5754 sayılı Yasa'nın 79. maddesi ile değişik 3201 sayılı Yasa'nın 6/B maddesine göre vergi kaydının yeniden başladığı tarihten itibaren yaşlılık aylığı alması mümkün olmadığından getirtilen bilgi ve belgelerin sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy