MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 15/10/1979 - 20/05/1995 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 15.10.1979-20.05.1995 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile hükümde yazılı şekilde karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Uyuşmazlık; davada hak düşürücü sürenin gerçekleşip gerçekleşmediği ve davacının çalışmalarının kesintili olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Çalıştırılanlar, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 3. maddesinde belirtilen istisnalardan olmamak kaydıyla, 2. maddede öngörülen koşulların varlığı halinde kendiliğinden sigortalı sayılırlar.
Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümlerinin sigortalının işe alındığı tarihten başlayacağına ilişkin norm, sigortalının kayıt altına alınabilmesi ile sonuç doğurur.
Bildirimsiz geçen çalışmaların tespitine ilişkin dava koşulları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 79/10. maddesinde tanımlanmıştır. Bunlar; 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılma, yönetmelikte tespit edilen belgelerinin Kuruma verilmemiş ya da çalışmaların Kurumca saptanamamış olması ile anılan davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmış olması şeklinde sıralanabilir.
Sigortalı, bildirimsiz kalan çalışmalarının tespitini hak düşürücü sürenin işlemeye başladığı, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıl (20.06.1987 tarihinde on yıla çıkarılmıştı. Ancak 01.06.1994 tarihinde tekrar beş yıla indirildi.) içerisinde isteyebilir. Hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür.
İşverenin, sigortalılara ilişkin hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanunun 79/1. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde, işverence Kuruma verilecek belgeler; işe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi, dönem bordrosu vd. şeklinde sıralanmıştır. Bu belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir.
Kesintili çalışmanın varlığı halinde ise, kesintinin öncesi ve sonrasında oluşacak her çalışma devresi için dava koşullarının varlığı yukarıda belirtilen olgular dikkate alınarak belirlenecektir.
Ayrıca; yapılan işin niteliği gözönünde tutularak, davacının çalışmalarının kesintili olup olmadığı hususunda değerlendirilme yapılarak sonuca gidilmesi gerekir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işverene ait ... sicil numaralı davalı işyerinin 10.11.1979 – 31.12.1981 tarihleri arasında, ... sicil numaralı işyerinin 01.06.1986 tarihinden itibaren, ... sicil numaralı işyerinin de 01.09.1988 – 31.10.1993 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında olduğu, davacı adına davalı işveren tarafından 01.04.1981 tarihinde şe giriş ... sicil numaralı davalı işyerinden bildirgesinin verildiği, davalıya ait ... sicil numaralı işyerinden 01.04.1981 – 4/1981 tarihleri arasında, ... sicil numaralı işyerinden 01.03.1989 – 31.03.1989 tarihleri arasında, ... sicil numaralı işyerinden 15.05.1991 – 30.04.1992 tarihleri arasında davacının çalışmalarının Kuruma bildirildiği, yine dava konusu dönemde 1983/2.dönemde 60 gün, 21.04.1985 tarihinden itibaren 10 gün ve 01.08.1989 tarihinden itibaren 120 gün başka işyerinden davacı adına çalışmanın bildirildiği, davacı tanıkları ile davalı tanıklarının beyanlarının çelişkili olduğu görülmüştür.
Somut olayda; davalı işveren tarafından 01.04.1981 tarihinde ... sicil numaralı davalı işyerinden davacı adına işe giriş bildirgesinin verildiği, davalı işverene ait işyerlerinden davacının bir kısım çalışmalarının kesintili olarak bildirildiği davacının kalebodur ve fayans ustası olarak çalıştığı görülmektedir. Kuruma bildirilmeyen, süreler yönünden verilen işe giriş bildirgesi ile bildirilen çalışmaların hak düşürücü süreyi keseceğinden, hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.02.2003 gün ve 2003/21-44-98; 23.06.2004 gün ve 2004/21-369-371 ve 27.02.2008 gün ve 2008/21-163-207, 18.06.2008 gün ve 2008/21-429-437, 14.11.2012 gün ve 2012/21-735-795 sayılı Kararlarında da bu hususlara değinilmiştir.
Öte yandan yapılan işin inşaat işi olması ve davacının kalebodur fayans ustası olarak çalışması karşısında, işin kesintisiz şekilde yapıldığını kabul ederek hüküm kurulması da hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, işe giriş bildirgesinin verildiği veya bir kısım çalışmaların bildirildiği dönemlerde hak düşürücü süreden söz edilemeyeceğini gözetmek, davacının yaptığı işin niteliğine göre kesintili geçtiğini kabul ederek dava konusu dönemde davalı işveren tarafından yaptırılan inşaat işlerini tespit etmek ve her inşaatta davacının yaptığı işe göre ne kadar çalışması gerektiğini uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetine tespit ettirmek, ayrıca davalı işveren adına tescilli olan davalı işyerlerini tespit ederek, bu işyerlerinin ihtilaflı döneme ilişkin tüm dönem bordrolarını getirmek ve bu bordrolarda ihtilaflı dönemin tamamında kayıtlı ve tarafsız
tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ile davalı ...'ye iadesine, 10.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy