MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde Kasım 1998 - Şubat 2005 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 1998 Kasım-2005 Şubat tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, davacının 01.11.1998-01.02.2005 tarihleri arasında hizmet akdiyleçalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79. maddesi bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, davacının davalıya ait işyerinden bildiriminin olmadığı,davalıya ait 1074755 sicil numaralı işyerinin 04.07.2006 tarihinde Yasa kapsamına alındığı, bu nedenle talep edilen döneme ait işyeri dönem bordrolarının bulunmadığı,işverenin 07.06.1990 tarihinden itibaren nakil gitmek suretiyle farklı vergi dairelerinde vergi kaydının bulunduğu, dinlenen davacı tanıklarının sigortasız çalıştıklarını söyledikleri, davalı tanıklarının davalıya ait hangi işyerinden bildirildiklerinin belli olmadığı, komşu işyeri tanığı olduğunu söyleyen tanıkla ilgili belgelerin getirtilmediği anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca, davalı işverenin vergide kayıtlı olduğu işyeri adreslerinde adına işyeri tescili olup olmadığı araştırılmadan,dinlenen tanıklarla ilgili belgeler getirtilmeden ve davacının talep ettiği dönemde başka işyerlerinde çalışması olup olmadığı hizmet cetveli getirtilerek denetlenmeden sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, davalı işverene ait vergide kayıtlı olduğu ... ve ... ilçelerinde işyeri tescili olup olmadığını sormak, varsa işverene ait uyuşmazlık konusu dönemi kapsayan tüm dönem bordrolarını ve hizmet cetvelini ilgili Kurumdan getirtmek, davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş başkaca bordro tanıkları, bordro tanığı bulunamaması halinde komşu işverenlerin bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanları yoksa işyeri sahipleri tespit edilip beyanlarına başvurmak, mahkemece dinlenen komşu işyeri tanığı olduğunu söyleyen tanık ... komşu işyeri tanığı olduğunu gösteren vergi kayıtlarını getirtmek, davacının davalıya ait işyerinde çalıştığı süreyi kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit etmek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı ... iadesine, 06.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy