MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 10/01/2010 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitiyle aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı; 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık süresinin, 15.05.1997 tarihinden sonrasının iptali ile 10.01.2010 tarihi itibari ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının, 01.06.1980 – 20.10.1987, 20.11.1987 – 31.12.1993 ve 09.11.1995 – 15.05.1997 tarihleri arasında vergi kaydı, 28.12.1979 – 28.07.2005 ve 24.09.1985 – 07.05.2002 tarihleri arasında oda kaydı, 12.09.1985 – 06.05.2002 tarihleri arasında sicil kaydı bulunduğu, davacının 2008 yılında 15.05.1997 yılına kadar olan borçlarını yapılandırdığı ve yapılandırmış olduğu borçlarını da 13.06.2008 tarihinde ödediği, ancak oda ve sicil kaydının 1997 yılıyla sınırlı olmayıp devam etmesi nedeniyle davalı Kurum tarafından 1997 yılı terki iptal edilerek kaydının devam ettirildiği, bu nedenle de borç durumunun değiştiği ve yapılandırmasının da değişerek yapılandırma ve cari borçlarının toplamının 28.416.36 TL olduğu, davacı borcu ödemek istemediğinden yapılandırmasının iptal edildiği, ayrıca 60 aydan fazla borcu olması nedeniyle de Ek-17. maddeye istinaden borcunun ve borcuna tekabül eden hizmet sürelerinin iptal edildiği, 24.06.1997 tarihli yoklama fişinde; davacının 09.11.1995 tarihinde başladığı kahvehanecilik işini 15.05.1997 tarihinde terk ettiğinin belirlendiği anlaşılmaktadır.
30.04.2008 Tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa'nın Geçici 17. maddesinde; “Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı Kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurum'ca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez.
Ancak, sigortalı ya da hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.” hükmü yer almaktadır.
Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere; 30.04.2008 tarihinden önce ödenen primler ile sigortalılık süresi kazanılabileceği gibi Geçici 17. maddeye göre 30.04.2008 tarihine kadar tüm sürelerin primlerini ödemek sureti ile de sigortalılık süresi elde edebilir. O halde 5510 sayılı Yasa'nın geçici 17. maddesine göre durdurulan sigortalılığının 30.04.2008 tarihinden sonraki ödemelere değer verilerek bir kısmının tespitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Somut olayda da; davacının, Geçici 17. maddenin yürürlük tarihi olan 30.04.2008 tarihinden sonra yani 13.06.2008 tarihinde 15.05.1997 tarihine kadar olan prim borçları için kısmi ödemede bulunduğu, ancak Kurum tarafından bildirilen ve sigortalılık koşullarını taşıdığı ( oda kaydının bulunduğu ) süreler için Geçici 17. madde gereğince hesaplanan tüm borçları ödemediği, bu itibarla da Geçici 17. maddeden yararlanmak istemediği anlaşıldığından, davacının daha önce ödediği primlere karşılık gelen süre üzerinden işlem yapılabileceği göz ardı edilerek, yeterli araştırma yapmadan sigortalılığının 15.05.1997 tarihinde sonra erdiğine dair karar verilmesi, ayrıca yaşlılık aylığı koşullarının değerlendirilmesi bakımından da davacının geçerli bir tahsis talebinin bulunup bulunmadığı araştırılmadan, tahsis talebinde bulunmaması halinde dava dilekçesinin tahsis talebi olarak dikkate alınması gerektiği düşünülmeden sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davacının adı ve sicil kaydı devam ettiğine göre davacının vergi kaydını sildirdiği 15/05/1997 tarihinde bağımsız faaliyetini terk edip etmediğini zabıta tahkikatı ile bu tarihten sonra kahvehanenin davacı tarafından işletilmeye devam edip edilmediğini araştırmak, komşu işyeri tanıklarını dinlemek, kahveciler odasından bu tarihten sonra kahvehanenin kapatıldığı veya devredildiği konusunda araştırma yaparak, Emniyet müdürlüğünden aynı konuda bilgi almak, işyerinin elektrik, su aboneliğinin o tarihlerde kapanıp kapanmadığını veya başka bir kişi tarafından açtırılıp açtırılmadığını, Belediyede ruhsat işlemlerini sormak ve bağımsız faaliyetin sona erip ermediğini belirledikten sonra sonuca gitmek gerekir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy