MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, murisi, kesilen ölüm aylığının tekrar bağlanmasına, biriken aylıkların faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının boşandığı eski eşiyle birlikte yaşamaya devam etmesi sebebiyle babasından almakta olduğu yetim aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile aylıkların kesilme tarihinden itibaren faizleri ile birlikte ödenmesine ve davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece, davacının eşinden 2001 yılında boşandığı ,davacının davaya konu 26.10.2008 tarihinden sonraki dönem yönünden boşandığı eşi ... ’in eylemli olarak birlikte yaşamadıkları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davaya konu kurum işleminin iptaline ve davacıya 26.10.2008 tarihi itibariyle yeniden ölüm aylığının bağlanması gerektiğinin tespitine, davacının Eylül 2010 ve devam eden aylara ait ölüm aylığı tutarının faizi ile birlikte tahsiline ilişkin talep hakkında miktarı belirtilerek harcı yatırılmış bir dava bulunmadığından bu talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının eşi ... ‘den Kula Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/264 E,2001/277 K sayılı 13.11.2001 tarihli kararı ile boşandığı bu kararın taraflarca temyiz edilmeyerek 13.11.2001 tarihinde kesinleştiği , babası ... ’ nın 3.10.2001 tarihinde ölümü üzerine 1.12.2001 tarihi itibariyle davacıya sigortalı babası üzerinden 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu hükümlerine göre hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla ölüm aylığı bağlandığı , bağlanan ölüm aylığının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle davalı Kurumca gerçekleştirilen işlemle 26.10.2008 tarihi itibariyle kesilerek, 26/10/2008-27./09/2010 döneminde yersiz ödendiği ileri sürülen aylıklar yönünden borç tahakkuk işleminin tesis edildiği anlaşılmakta olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda istem aynen hüküm altına alınmıştır.
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası kanunun 56. maddesidir.
Somut olayda, davacı Kula Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.11.2001 tarih ve 2001/264 E, 2001/277 K. sayılı ilamıyla anlaşmalı olarak boşanmıştır ve karar 13.11.2001 tarihinde kesinleşmiştir. Davacıya babası nedeniyle 506 sayılı Yasa uyarınca uyarınca yetim aylığı bağlanmıştır.26.7.2010 tarihli kontrol memuru tutanağı ile davacının boşandığı eşi ... Camii Mahallesi ... sokak no:34 no:12 adresinde bulunan evde birlikte yaşadıkları tespit edilerek yetim aylığı kesilmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 59/2. maddesinde “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda her ne kadar kontrol memurlarına beyanda bulunan tanıklar yazılı beyanda bulunmaktan imtina etmiş ise de ;davacının eşi ... ile ... A.Ş. arasında düzenlenen 4.3.2010 tarihli abonelik sözleşmesinde ... adresinin tarafların birlikte yaşadıkları tespit edilen ... mahallesi 34.sokak No:12 olarak belirtilmiş olup bu durum davacı ve eşinin boşanmaya rağmen birlikte yaşadığının açık kanıtıdır.Dinlenne davacı tanığı anlatımları 26.7.2010 tarihli tutanakta tespit edilen bulguya halel getirecek nitelikte değildir.Davacı ve eski eşinin aynı adreste birlikte yaşamaya devam ettikleri sabit olup 5510 sayılı yasının 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin aksi ispat edilememiştir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda; davanın reddi gerekirken mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi; usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy